Kullanıcı Adı: Şifre:
Duyurular
  • Forum Kuralları
  • Forumda uyulması gerekli olan kurallar! Tüm üyelerimizin okuması gereklidir.

    Eklenen Mesajları Güne Göre Göster:
    Forumda Arama Yap:
    Bu hafta forumun en aktif üyeleri:
    İlginç, kimsecikler yok!
    Ana Sayfa » Eğlence » Dünyadaki En Güzel Şeyler » BEŞ ÖNEMLİ DERS...
     
    kurabiye 25.09.2006 10:18:25 tarihinde soruldu...
    Cinsiyet: -
    Üyelik Tarihi: 11.10.2006
    Şehir: -
    Mesaj Sayısı: 16

    *** Birinci ve de en önemli ders :

    Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
    " Her gün okulu temizleyen hademe kadının adı nedir?.." Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50 yaşlarında falan olmalıydı. Ama adını nereden bilecektim ki!. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdımı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
    " Tabii dahil" dedi, hocamız..
    " İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve `Merhaba' demeniz gerekse bile.." Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adı da Dorothy idi.

    *** İkinci önemli ders;

    Yağmurda otostop!..
    Bir gece vakit gece yarısına doğru, Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi .Verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda:
    " Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle...” Bayan Nat King Cole

    *** Üçüncü önemli ders..

    Size hizmet edenleri hep hatırlayın..
    Bir pastanın üç-otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk
    pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu:
    - " Çukulatalı pasta kaç para?.."
    - " 50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
    - " Peki dondurma ne kadar.."
    - " 35 cent " dedi garson kız sabırsızlıkla.. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki. Çocuk parasını bir daha saydı;
    - " Bir dondurma alabilir miyim lütfen "
    dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 cent'lik bahşiş duruyordu.....

    *** Dördüncü önemli ders :

    Yolumuzdaki engeller..
    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi.
    Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde..
    -"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.
    Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
    -"Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.".

    *** Beşinci önemli ders :

    Önemli olan vermesini bilmektir..
    Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve
    kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve:
    -"Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı”dedi. Kan nakli ilerlerken sordu:
    -"Peki, ben ne zaman öleceğim?”
    Ablasını yaşatırken, kendisinin öleceğini zannetmiş, buna rağmen kanını vermeyi kabul etmişti.
    Hayatınızın kıyısından köşesinden girmiş olsalar dahi çevrenizdeki insanları ÖNEMSEYİN ...
    Gülücükler yüzünüzden hiç eksik olmasın..

    Bookmark and Share


    Cevapları Sondan Başa Doğru Sırala Cevapları Baştan Sona Doğru Sırala
    semadeniz 6.12.2008 20:27:51 tarihinde cevaplandı...
    Cinsiyet: -
    Üyelik Tarihi: 6.12.2008
    Şehir: -
    Mesaj Sayısı: 5
    harika
     
    Seyyahamca.com - Seyahat Portalınız

    Bu konuya yorum eklemek için üye olmalı ve/veya üye girişi yapmış olmalısınız!

    İstatistikler R E K L A M

    Kategoriler : 10, Forumlar : 76
    Konular : 1856, Yorumlar : 8042
    Toplam Üye : 11877
    Son Üyemiz : sir415