Awara’dan Lakshya’a Hint Filmleri! Nerede Türk Filmleri?Efendim, yaşı 25’in biraz üstünde olanların malumudur, 1980’lerin sinemalarının hit’lerinden bir tanesi meşhur Hint filmi “AWARA” dır. Namı ve konusu bizim Yeşil Çam’a bile konu olan o zamanın muhteşem filmi. Belki hiçbirimiz başrolde oynayan o Awara’nın ismini hatırlamayız. Ama Sadri Alışığın ve daha nicelerinin taklidini yaptığı bu şahsı, Hint sinemasının tarihine ismi altın harflerle yazılmış büyük bir aktör ve yönetmeni, sinemayla profesyonel ilgilenen kime sorsanız size söyler. Bu meşhur şahıs Raj Kapoor’dur. Evet, Awara filminde izlediğimiz gariban, anasına ekmek götürmek için ekmek çalan, hapse giren, zalim mafyanın eline düşen ve bir büyük hakimin kızına aşık olan o sıradan adam, her Hindistan’lının kalbinde bir kahraman olan Raj Kapoor’dur. Filmi izleyenler şöyle hafızalarını bir yoklarlarsa hemen hatırlarlar, avare avare dolaşan Raj’ı, onu dilendiren Kaya’yı, kızıyla Raj’ı ayıran Cenâb Hâkim’i. Neden? Çünkü ozamanların en büyüleyici dekorları, göz boyayan renkleri, dans eden kadınları, dövüşen adamları hep Alâaddin’in sihirli lambasından çıkar gibi gözüken Hint Sinemasının en önemli özellikleri idi. 80’lerden günümüze çok şeyler değişti Hint Sinemasında, Raj Kapoor’ların yerini Shah Ruhk Khan’lar, Saif Ali Khan’lar, Preity Zinta’lar, Rani Mükerci’ler, Amithabh Bachchan’lar aldı. Ama Hint Sineması, her nekadar Türk izleyicisi farkında olmasada dünyada milyon dolarlar basarak büyüdükçe büyüyor. Şu an dünyanın en büyük sinema sektörü Bombay’daki Bollywood. Hindistan film sektörü heryıl ortalama 750 film çeviriyor. Ve milyonlarca Hintlinin yanı sıra dünyanın her yerinde milyonlarda Hint filmlerini izliyor. Dünya sektörüne 90’larda açılan Hindistan hükümeti bu açılımdan sonra en büyük silahlarından biri olarak Sinemayı kullanmasını bildi. Ve kendi kültürünü ve ülkesini sineması ile bütün dünyaya tanıttı. Şimdi Orta Asya’ya, İran’a, Japonya’ya, İngiltere’ye hatta Amerika’ya gitseniz ve sokaktan birine sorsanız size bir kaç Hintli film star sayar. Bunda tabiki yurt dışında yaşayan Hintlilerin payı çok büyük ama Hint filmlerini izlemeye gelen milyonlarcada yabancı var. Hindistan’da bulunduğum sürede izlediğim yüze yakın hint filmi içinde Hindistan’a özgü bir işaret , vurgu söz bulamadım dersem bu koca bir yalan olur. Her bir filmde, kiminde açık kiminde dolaylıca ya Hint milliyetçiliğine, ya Hint ordusuna, ya Hint Bayrağına yada milli marşına, ya Hinduizme, ya Yogaya yada Hindistan’ı anımsatan mutlaka birşeye dikkat çekildiğini gördüm. Tıpkı her Hollywood filminde bir Amerikan bayrağı gördüğümüz gibi. Tabi her filmi izledikten sonra kendi kendime “Biz bunlardan daha büyük değerlere sahibiz, bizim ordumuz daha ihtişamlı, bizim marşımız daha güzel, bizim ülkemizde daha güzel yerler var.....” demeden kendimi alamadım. Ve hintli arkadaşlarıma buna imrendiğimi açıklıkla söyledim. Ki gerçekten çok etkili bir propaganda aracına sahipler. Bollywood her nekadar hasılat olarak olmasada kapasite ve sektör olarak Hollywood’dan büyük. Ah ! ne güzel olurdu değil mi? Bizimde öyle bir sinema sektötürümüz olsada, şöyle göğsümüzü gere gere gösterebilsek. O zaman kalırmı Türkiye’yi tanımayan. Adam sinema üzerinden siyasi propaganda yapıyor, her nekadar suistimale açık bir yolu olsada güzel olmazmı tarihimizdeki gerçekleri sinemamızla bütün dünyaya tanıtsak. Hintli sinema prodüktörleri bir filmle 10 kuş birden vuruyor. Nasıl mı? Anlatayım. En son gittiğim film ile. Filmin adı “Lakshya”. Lakhsya hintçe hedef yada gaye demek. Filmin kısaca konusu şu. Büyük bir endüstriyalistin serseri bir oğlu(Hritrik Roshan) vardır. Karan’ın dünyada hiç bir gayesi yoktur. Ama bir gün arkadaşları ile geyik muhabbeti yaparken, gene geyiğine orduya katılmak isterler. Sonuş hüsran ancak 3 gün dayanabilir bizim Karan. Ama ordu okulun kaçışından sonra kız arkadaşından (Preity Zinta) yediği temiz bir fırça bunun bütün hayatını değiştirir. İşte asıl hikaye burda başlar. Ordu okulunu bitiren Karan teğmen olur. Ama burada yapımcı Farhan Akhtar’ın profesyonelliğini göreceksiniz. Hindistan ordusunu öyle bir süslemiş ki, zannedersiniz yeryüzünde Amerikan Ordusu diye bir ordu yok. O askeri lise öğrencileri, o merasimler. Aklımdan geçti o sırada. Ya!, bizde daha iyisi var. Ama senden benden başka kim biliyorki.! Neyse devam edelim... Karan artık hedfleri olan bir teğmendir. Ve bu sırada Pakistan sınırında Kargil’de görevlendirilir.Komutan ise şu zamanların Raj Kappor’u Big Brother lakablı Amithab Bachchan. Klasik olduğu üzre Pakistan-Hindistan didişmesi başlar. Bu arada Karan’ın kız arkadaşıda gasteci olarak olay yerine gelir. Hemen bir ayrıntı. Bu sırada yapılan resmi ödül törenleri, savaş araçlarının tanıtımları, TV kokteylleri ve aile yaşantısı sahneleri yönetmenin ustalığı ile Hindistan’ı bir üçüncü dünya ilkesi değilde 1. dünya ilkesi gibi göstermeye yetmiş. Helal olsun adamlara deyesi geliyor insanın. Hatta ben bile Hindistan’da olduğuma gurur duydum o filmi izlerken. Ve filmin final sahnesi. Karan elinde Hindistan bayrağı, şehit düşmüş arkadaşlarının efekt görüntüleri arasında gözyaşları ile Hint marşını söyleyerek zirveye koşuyor ve bayrağı zirveye dikerek zaferi elde ediyor. İşte, içinde herşeyi barındıran ama “filmdeki herşey bir hayal ürünüdür.” diye başlayan bir film size. Filmin tahmini bütçesi 600 bin $. Ama şimdiden milyonlar izledi. Bütçesinin kat katını elde etti. Psikolojik hasılatıda cabası. Ve önemli bir ayrıntı. Filmin başında gördüğüm teşekkür bandı bana bir “Ah keşke!” çektirdi. Teşekkür bandında şunlar yazılıydı. “Bize filmin çekiminde verdiği desteklerden dolayı, Hindistan Hükümetine, Hindistan Silahlı Kuvvetlerine, Hindistan Ordusuna, Askeri Okula, NDTV televizyonuna, A TV’ye, B TV’ye, X Gazatesine, Y Dergisine, Demiryollarına, Bakanlıklarımıza......” (diye uzayıp gidiyordu liste) teşekkür ediyoruz. Velhasılı Kelam, bir ülkenin her türlü propogandası için sinema sektörü Hindistan’da en üst safhada kullanılıyor. Hatta şu da oluyor Hindistan’da; eğer hükümet bir kusur etmişse halka bu sinemada harika bir şekilde işlenip halkın değerlendirmesine sunuluyor. Sözün kısası Hindistan, film sektörünü Amerika kadar iyi kullanıyor. Belki bazı kotaları ve dil problemini aşabilse Holywood’dan daha çok izlenmeyi başarabilir. Bizede bu filmleri izlemek ve sinemadan her çıkışımızda, zaten çökmüş Yeşil Çam’dan ne çıkar? Kim bu sektörü bir daha ayağa kaldurabilir? Yani starlarımız kim olur? Sorularını sormaktan ve iç geçirmekten başka bir seçenek kalmıyor. Hey gidi Awara, keşke senin kadar izlenmiş bir Türk filmimiz olsaydı. Halit Ünal- Haydarabad- Hindistan
Yazan: - Tarih: 25.07.2004 - Yorumlar: (0) - Okunma:
17185
|