Vizesiz Avrupa Yok!

  Geçen haftalarda Avrupa Birliği ülkelerine vizesiz girileceği ile alakalı bir haber çıkarıldı. Attılar tuttular… Sonuç maalesef klasik beklenen sonuç oldu.
AVRUPA’ya T.C. vatandaşları vizesiz GİREMEZ!

Her zaman diyorum, bu avrupalılar bizi o kadar güzel kullanıyorlar ki! kendileri ellerini kollarını sallayarak ülkemize gelip eğlenirken, bize aynı zevk yaşatılmıyor. İnsan hakları denilen şey nerede bu durumda?

Biz neden elimizi kolumuz sallayarak gezemiyoruz? O zaman biz neden vize koymuyoruz onlara?

30.09.2007

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Uyuşturucu Satıcılarına Ölüm Cezası

Nasılsa bir insanı öldürmek çok ağır bir suçsa, bir insana uyuşturucu satarak, hayatını mahvetmek te aynı suçu teşkil etmektedir.

Birini öldürürsünüz, ölür ve biter, ama uyuşturucuya alıştırırsanız, yaşadığı her an bir ölüm haline gelir, bu tamamen işkenceyle öldürmek demektir.

Devletimizin uyuşturucu ile ilgili kanunları elden geçirilmeli ve idam cezası işte bu satıcılar için yeniden konulmalıdır. Zavallı insanları yavaş yavaş öldürerek ölüden para kazanan bu kertenkelelerin insanlar arasında yaşaması bile tehlikelidir.

11.01.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Uzak İki Ülkenin Hikayesi – 1

Bir varmış,bir yokmuş… Uzaak ülkelerin birine birgün daha uzak ülkelerin birinden bir grup heyet gelmiş. Amaçları ne miymiş? Anlatayım dinleyin o zaman….

Bu ülkelerin birine Alfa, diğerine de Beta diyelim önce. Alfa ülkesi yöneticileri , batı sevdalısı ve doğu-batı karışımı halkını hiçe sayan ve sırf batılı ülkelerin yanına girebilmek uğruna herşeyinden ödün vermekten zevk alan bir tavır sergilemekteler.Son 70 sene boyunca Batılı olabilmek için gerekli tüm şartları Batı’lı Abilerinden aldıkları emirleri harfiyyen yerine getirmekle uğraşmalarına rağmen, biraz koyu renkli koyun misali hep dışlanmaktalar. Başka birçok basit devlet Batılı olmaya o kadar kolay hak kazanırken bu ALFA ülkesi liderlerinin anlayamadığı tek şey zenci olduklarının farkında olmamaları….. Batı onların zenciliğinden hoşnut değil çünkü….Bu durumda da uğraşmaları hep boşuna …her zaman boşuna…….

BETA ülkesi ise bir başka ilginç ülke. Bu ülke de senelerce komünizmle yönetilmiştir. Halkın her kesimi eşittir felsefesiyle hareket edilmesine rağmen halen belli bir kesimin nasıl bu kadar zengin olabildiğini anlayabilmiş değillerdir. Bugün biraz kapitalizmin gelmesiyle ülkemiz nar çiçeği gibi açılmış ve komünizmin gizli zenginleri piyasada son model arabaları ile gezebilme fırsatını bulabilmişlerdir….

BETA ülkesinin bir yönü çok ilginçtir. Bu ülkede yönetim halkının daha fazla sorun çıkartmasını istemediği için onların önünü açmaya çalışmaktadır, bu sayede halk çalışırsa para kazanabilecektir. Zenginlere saldırıları önlemenin de en güzel yolu budur zaten…

Ülkenin dört bir tarafına fabrikalar açılır…Koskoca ülkede dengeli büyüme sağlanması için her köşede kontrol merkezleri kurulur. Devlet kendi elleriyle, sektör sektör üretimi kontrol eder. Dünyanın dört bir tarafına görevliler göndererek, her üretilen ürünün o ülkelerdeki satışını, rakiplerinin gücünü kontrol ettirir.

Bu sıralarda ALFA ülkesinde neler olmaktadır? Liderler Batıya kendilerini kabul ettirebilmek uğruna ellerinden geleni yapmaya çalışırken zaten üretimi düşünen kalmamıştır. Tarım ilgisizlikten bitmiş, fabrikalar yanlış yönetimden kapanmıştır. Zaten dışardan alınan borçlar halkın sırtına ölene kadar bir yük olmaktadır.Vergiler haddini çoktan aşmıştır. Halk kazanabildiği üç kuruşu da vergi versin istenmektedir. Halktan alınan vergiler birilerinin cebinde erimektedir. Devletin hiçbir amacı kalmamıştır, çünkü tek amaç vardır Batı’ya girebilmek.

Batı, neden ALFA ülkesini kabul etmemektedir acaba? Oysa Alfa ülkesinde herşey Batılı olmaya müsaittir, madenler vardır, toprak bereketlidir, genç nüfus çoğunluktadır, Batı topluluğunda yaşlılar çoktur oysa, gençlere ihtiyaç varsa bunu ALFA gençleri çok rahat sağlayabilecektir… Ama dedikya ALFA’lılar zencidir. Batı’lılarsa BEYAZ…..

Batılılar bilir ki, seneler önce dedelerinin en büyük düşmanı ALFA’lılardı. Şimdi Alfalılar ayaklarına gelmiş ve yalvarmaktadır. Şimdi öç almanın tam zamanıdır. Eğilmektedir Alfa’lı büyük adamlar ayaklarına, bunu keşke görebilseydi soylu dedeleri de diye düşünürler her zaman.. Kolay mı? yüzyıllarca Batı’ya kök söktürmüş ALFA milleti bu gün gelmiş ve ayaklarına kapanmış ve beni de alın aranıza diye yalvarmaktadır….

Devamı İKİNCİ BÖLÜMDE……

21.06.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Burası Çin Hemşerim!!!

Hep bize ait sanırdım şu deyimi…. BURASI TÜRKİYE KARDEŞŞİM!!!

Guangzhou Fuarından dönüyorduk…. Havaalanına geldik… Hong kong’a uçacağız ve oradan da transit olarak Tayvan’a geçeceğiz…. 4 kişilik bir grubuz…..

Havaalanında acaip bir kalabalık ve maalesef insanlar balık istifi gibi sıralanmış… Sıra bize geldi en sonunda…. Bana görevli dönerek, Siz uçamazsınız…..demez mi? Neden? Çünkü biletinizi okeyletmemişsiniz…. İyi ama biz 4 kişiyiz diğer 3 arkadaş nasıl oluyor da uçabiliyor da ben uçamıyorum aynı grubun içinde herşeyi beraber ayarladığımız halde?

– Burası Çin!!! demez mi görevli???

Ellem ettik kallem ettik maalesef uçağa bir türlü binemedim…. Arkadaşlarımı Tayvan’a uçakla yolladım ve Shenzhen’e bir taksi kiralayarak geçtim…Gece geç vakitte Hong Kong sınırını geçerek orada 2 gün boyu arkadaşları beklemek zorunda kaldım..

Burası ÇİNNN Kardeşşimmmm!!!

6.06.2003 

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Malezya – Malezya

Malezya denince hep Kuala Lumpur gelir nedense aklima…Sirf bu meraki gidermek icin Singapur`dan ucaga atlayip gecmistim Kuala Lumpur`a. Yesillikler icindeki bu guzel kent, bana her ne kadar Singapur`u animsatmis olsa da degisik havasi ve guzelligi ile hafizamda halen daha kalmayi basarmistir.

Ben oradayken dunyanin sayili yuksek binalarindan biri olan IKIZ binalar daha insa halindeydi, diger gittigimde bitme noktasina gelmisti, insallah bir daha gidersem bitmis halini de gormek nasip olacak.

Malezya`nin nufusu 22 milyon civarinda ve yonetim muslumanlarin elinde. Ulkede musluman cogunlugun yaninda budist ve hristiyanlarda yasamakta.Cinliler ulkenin ucte birini olusturuyor ve klasik olarak ticareti ellerinde tutuyorlar. Resmi dil BAHASA MALAYSIA dili. Ayrica ingilizce`de en cok konusulan ve herkesin neredeyse konustugu ikinci dil.

Malezya`da karisik bir kultur dagarcigi insani cezbetmekte, Malay kulturu yaninda ,Cin, Hindu kulturleri de canliligini surduruyor, isin guzel tarafi ise ulkede cok guzel bir demokrasi hakim durumda..Vatandaslarin kimliklerindeki din ibaresine gore kanunlar uygulaniyor, mesela discoya musluman kimligiyle girmek yasak bir Malezya`li icin, ama diger dinlere mensup olanlar icin buralara girmek ve icki icmek serbest. Marketlerde herkesin inancina uygun yiyecekler mevcut, HALAL yazan yiyecekler ise musluman inancina uygun oldugu musluman devlet yetkililerince onaylaniyor ve damgalaniyor.

Kuala Lumpur`un merkezi sayilan MERDEKA SQUARE ilginizi cekecek binalar, alisveris merkezleriyle gormeniz gereken yer. Ayrica China Town ve Little India bolgelerini de kacirmamanizi tavsiye ederim. Cin Mahallesinde ucuz oteller ve alisveris imkani bulabilirsiniz.Cin mahallesi Merdeka Square`e oldukca yakin ve yurumek icin ideal bir yer.Alisveris yaparken kesinlikle pazarliktan kacinmayin.


Malezya`nin musluman olmasi Arap tacirler sayesinde olmus, ve 19.cu yuzyilda Ingilizlerin somurgesi olarak BRITISH MALAYA adini almis, Ikinci Dunya Savasi sirasinda Japonlar`in eline gecmis bir donem ve 1955 yilinda Malay, Singapur, Sarawak and Sabah`tan olusan birlesik bir devlet kurulmus, daha sonra 1965 yilinda bugunku modern Malezya haline gelmis. Gun gectikce gelisen bu sevimli ulke ASYA krizi oncesinde dunyanin en modern musluman ulkesi olarak anilmaktaydi.

Malezya kulturunde bazi noktalara dikkat etmenizde fayda var. Mesela parmak ucuyla kesinlikle birini isaret etmemeniz gerekiyor,bunun yerine isaret etmeniz gereken herhangi birseyi elinizle isaret etmeniz onemli bir nokta. Musluman ulke olmasi sebebiyle asiri dekolte kiyafetler de giyilmemesi tavsiye olunuyor. Cami ve hindu tapinaklarina ayakkabi ile girmeyeceginizi soylememe gerek var mi bilmiyorum ama soyleyeyim gene de… Baska ilginc nokta ise Cinlilere sakin saat, beyaz cicek ve bicak hediye vermeyin cunku Cin kulturune gore bunlar olumle alakali sayildigi icin hediyeniz hakaret sayilabilecektir :)))) Bu arada is gorusmesi yapacaksaniz hava sicakligi yuksek bir ulkede bulundugunuz icin normal kiyafetler kullanmanizda sakinca olmayacaktir ama hippi kiyafetleri de maalesef bu ulkede hos karsilanmamaktadir bilesiniz.

Malezya turism yonunden gelismis bir ulkedir ve yemyesil cografyasiyla, tropik meyveleriyle, sicak insaniyla,ilginc kulturleriyle gorulmesi gereken ulkelerden biridir. Eger Singapur ya da Tayland gibi yakin ulkelere bir seyahat yapiyorsaniz Malezya`yi da programiniza eklemekten kacinmayin. Bu sevimli ulke sizi cezbedecektir.

Saygilarimla

Ali BAYLAR

30.07.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Kutu İçecekler Ve Sağlığımız

Son zamanlarda metal kutuda satılan Kola ve gazoz gibi içecekler dikkatimi çekmeye başladı… Sağlık konularında asıp kesen o kadar kuruluş nedense çok önemli bir konuya henüz el atmış değiller.

Kolilerinden çıkartılıp raflara ya da tozlu vitrinlere konulan bu meşrubatların SAĞLIK yönünden ne kadar temiz olduğu tartışılır. Bakkaldan, marketten satın alınan bu içeceklerin üzerlerindeki toz ve pisliğe hiç rastlamadım diyenimiz yoktur aramızda…

Sağlığımız ve özellikle çocukların sağlığı tehlikededir ve bu meşrubat üreticilerinin büyük bir vebal altında kalmasına sebep olan paketleme hatasıdır…

Ne yapmak lazım denebilir? Tek tavsiyem, kutu kolaların paketlemelerinde ufak tefek değişiklikler yapılması, mesela her metal kutunun plastik bir koruyucu tabaka ile sarılması mümkün, ya da özellikle dudak temasının gerçekleştiği üst kapak kısmına, plastik bir koruyucu kapak konulabilir…

Gıda sektörü çok stresli bir sektördür. Bir gıda mühendisi arkadaşım, çalıştığı firmanın ürünü sağlığa uygun olmadığı için mahkemelik olmuştu. Şimdi soruyorum herkese, metal kutuların SAĞLIĞA uygunluğuna hangi sağlık kuruluşumuz ONAY VERMİŞTİR? Bu konu ile alakalı bir kontrol yapılmalıdır, kim olursa olsun, hiç kimse toplum sağlığımızla oynayamaz, oynamamalıdır da!!!

Gelişmeleri hep birlikte izleyeceğiz…

Saygılarımla

25.12.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Malezya Seyahat Notları

 Bu haftanın bültenini sizlere uzakdoğudan yazıyorum. Birkaç gün önce Malezya’daydım. Bu hafta Malezya notlarını paylaşayım:

– Kuala Lumpur Uluslararası Havaalanı (KLIA) ile şehir merkezi arasında en kolay ulaşım yolu hızlı tren sistemi. 30 dakika içerisinde şehir merkezine ulaşıyorsunuz. KLCC adı verilen Kuala Lumpur City Centre, şehrin merkezi sayılıyor. Bu bölgenin diğer bir adı da Golden Triangle yani Altın Üçgen.

– Müslüman Malay, Hindu Hint, Budist Çin kültürlerinin birbirine saygı ile birarada yaşadığı bir ülke burası. Hint Tapınağının yanıbaşında Çin Tapınağı ve onun yanında Cami görebiliyorsunuz.

– Kuala Lumpur’da taksilere azami dikkat etmeniz gerekiyor. Çoğu sahtekar ve 10 Malezya Ringgit (MYR) tutan yere size 25-50 MYR fiyata götürmeye çalışıyorlar. Taksimetre açmayan taksiye binmemeye gayret gösterin. Eğer başka çareniz yoksa da sağlam pazarlık etmeden yola çıkmayın.

– Malezya’da yönetim müslümanlarda olmakla beraber ekonomik üstünlük Çinlilerde. Hintliler de ekonomide sağlam bir güce sahipler.

– Evlenmeden önce gençlerin Mekke’ye Hacca gitmeleri zorunluluğu var.

– Malezya’da sokak ortasında ahlaksız hareket edenleri ikaz eden, hatta hapis cezası almalarını sağlayan ahlak polisleri mevcut.

– Malezya gazetelerinde Türkiye ile alakalı gelişmeler yakından takip ediliyor. Neredeyse her gün bir ya da birkaç haber görebilmek mümkün.

Haftaya Çin notlarımı paylaşmayı planlıyorum…. Gelişmeleri ve izlenimlerimi sizlere sunmaya gayret edeceğim.

21.05.2012

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Çin’de Sansür

  Uzun zamandır Çin’e gidip geliyorum… Orada ofis açtım ve ofisin altyapısını bitirene kadar da burada yaşadım çinlilerle birlikte…Onları daha iyi tanıma şansım oldu bu sayede…

Bu yazımda sizlere Çin’deki devlet sansürü hakkında birşeyler yazmak istiyorum….Çin’de devlet çok ciddi bir sansür sistemi kurmuş durumda… Haber özgürlüğü diye birşey geçerli değil burada… Sadece yabancıların olduğu ortamlarda sansür yok görüntüsü veriliyor…

Uydu satellite sistemleri bir kere yasak. İzinsiz asla receiver kullanamıyorsunuz. Anında polis sizi yakalıyor. Kaçak uydu yayını kullananların hapse atıldığı maalesef doğru bir haber. Kendi yaşadığım eve uydu yayını almak istedim ve yüzlerce dolar para ödemem istendi avrupa kanallarını açtırmak istersem. Ücretsiz yayın paketini seçtim çaresiz…Orada da Hint, Pakistan kanalları sadece çıkıyor 🙂

Haberleri izlerken bile uydudan özgür değilsiniz. Diyelim Çin ile alakalı bir olumsuz haber yayınlanıyor…anında yayın kesiliyor ve o haber geçinceye kadar birşey göremiyorsunuz sonra düzeliyor yayın… Burada Çin aleyhine hiçbir haberi öğrenmeniz mümkün değil… Sansürlenen haberlerden bir tanesine örnek vereyim. Guangzhou eyaletinde yağıilardan seller olmuş ve 48 kişi ölmüş…Bu haberi de internetten öğrendim sonra..Haberin içeriği sadece bu….

Bizim Türkiye’yi bir de düşünelim şimdi… Haber özgürlüğünün sınırsızlığını hatırlayalım.. Adam yol kenarında kaza yapmış kanlar içinde kameramanlarımız zoom yaparak çekerler adamı… Bir olay olur bütün dünyaya en ince detayıyla ulaştırırız.. Kendimizi deşifre etmekte üstümüze yoktur bizim. Herşeyi ama her şeyi göstermek gibi bir fantazimiz vardır. Bazı şeylerin toplum sağlığını bozabileceğini asla düşünmeyiz biz…

Bir tarafta Çin sansürü, diğer tarafta Türk Haber özgürlüğü… Acaba hangisi normal olan? Yoksa en mantıklısı ortası mı dersiniz?

8.08.2006

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Serbest Dolaşım Hayali

 Almanya vizesi için müracat ettim bugün.. Vesikalık resimde arka plan beyaz olmadığı için müracatımı kabul etmediler…..!!!!

Arkadaşım şirket sahibi ve Almanya’daki bir fuarda katılımcı şirket olduğu halde sadece 1 haftalık vize vermişler kendisine….. O da fuar tarihinde bitiyormuş, itiraz etmiş gene vize vermişler bu sefer de bitim tarihinde sorun çıkmış, adam fuara gidiyor kardeşim!!!! Bu sorunları çıkartmanın anlamı nedir???

AB Kahramanlarımız acaba bu kötü gelişmelerden haberdar mi? Avrupa eskiye nazaran daha çok sorun yapıyor bize vizelerde şimdi… Kim dur diyecek bu sapkınlığa?

Ben AB üyeliğinin hikaye olduğunu en başından beri söylüyorum, sizler sevinmeye devam edin…. Avrupanın gerçek yüzünü görmenize çok az kaldı…..

29.12.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Taksilerimiz Daha Kaliteli Olabilir Mi?

Havaalanına inen bir turistin ilk karşılaştığı insanlardan birisi de taksicilerdir. Zaten yorucu uçak seyahati ve bavul işlemlerinden yorulmuş olan turistimiz, havalimanından çıkışta atladığı takside derin bir nefes alarak otelinin yolunu tutmak ister, ama o da ne? Taksi dökülmektedir….Hava sıcaktır ama klima yoktur, zaten şoför arkadaş ingilizce de anlamamaktadır. Turistimiz o kadar yoldan gelmiş ve şimdi bir o kadar daha sıkıntı ile otele ulaşmak için dua etmeye çalışmaktadır.

Geçen gün bir gazetede, ülkemizde neden tüm taksilerin Murat, Şahin ve Doğan olduğu soruluyordu… Bunun cevabı oldukça basit.. En ucuz taksiye uygun araç onlar oldduğu için. 1980 yılların modası bu İtalyanların MÜZEye kaldırdıkları kasalar nedense bize her sene aynaları değiştirilerek SIFIR model olarak yutturulmaya devam ettirilmektedir. Bu araçlarda GÜVENLİK dünya standartlarının çok altında olup, henüz ABS sistemi standarta geçirilememiştir..Alınan bu kadar paranın karşılığı gerçekten bu kalite değildir tabii ki ama nasılsa TAKSİcilerimizin ucuz araç alternatifi olmadığı için en çok satılan araç olmaya devam etmektedir…Bu araçlarla alakalı geniş yorumlarımı yakında yazacağım… Biz konumuza geçelim..

Taksilerimizin acilen geliştirilmesi lazım.Ülke ekonomimizi ayakta tutan TURİZMe önem vermek zorundayız. Yurtdışı seyahatlerim sırasında dikkatimi çeken bir uygulama var. 2 tip taksi…
– Normal taksi= Hergün karşılaştığımız türden taksiler…
– Lüks Taksi= Bu araçlarda belli standartlar olmak zorunda.. (Klima, şoförde tek tip kıyafet, ingilizce bilme zorunluluğu, aracın 3 seneden eski olmaması vs vs.)

Bu tip bir uygulamaya neden halen geçilemediğini anlamış değilim. Gelişmeye çalıştığımız bir dönemde bence bu uygulama üzerinde birilerinin artık kafa yorması lazım. Herkese aynı muamele yapmaya çalışmak doğal olarak hiçbir yerde kabul görmez. Taksiye 2 şekilde biner insanlar.. ya acil ihtiyacları yüzünden, ya da rahat ulaşım istedikleri için… bizdeki taksiler -istisnalar haricinde- maalesef lüks ulaşım aracı olmaktan çok ötedirler. Bu durumda parası olup rahat ulaşım isteyen insanlara haksızlık yaptığımızı hiç düşündünüz mü?

2 tip taksi uygulaması zaten kaçınılmaz bir sonuç olarak birgün hayatımıza girecektir.. Önemli olan bu sistemin en kısa zamanda uygulanabilmesidir.. Turizm treni kaçmadan…

Saygılarımla

30.08.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin