Ata’mızı Saygıyla Anıyoruz

Altmış dokuz yıl geçti aradan, alışamadık
Mustafa Kemal öldü diyemiyor dilimiz
Ağıt yazmaya isyan ediyor biteviye
Her On Kasım sabahında titreyen elimiz

Mavi gökyüzünde her an mavi gözlerin
Üstümüze nazar kılan,görüp kollayan
Kulaklarımızda çınlıyor ölümsüz sözlerin
Öğreniyoruz Atam, seni öğreniyoruz her an.

Sımsıcak bir sevgi yüreğimizde adın
Yokluğun inandırıcı değil
Her soluğumuzda sen varsın
İmanın, azmin, gücün, inadın
Bizi de sarsın ne olur Atam, bizi de sarsın

Samsun’da, Sivas’ta, Erzurum’da
Baş eğdirdin dağa taşa
Ankara’da doğan güneş
Seni yalnız duymayan yürek, bakmayan göz görmez
Sen ölmedin Mustafa Kemal’im hayır
Mustafa Kemal’ler ölmez.

10.11.2007

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Eğitim Mafyası

  Son yıllarda eğitim sektörü ÖZELLEŞTİ iyiden iyiye.. Her köşede özel okullar türedi. Senelik maliyetleri 7000-20000 YTL arası değişen bu okullar, iyice deforme edilen devlet okullarına alternatif olarak sunulmaya başlandı. Çocuklarına iyi eğitim vermek isteyen her anne-baba da bu okulları tercih etmeye başladı. Ortada dönen rakamlar devlet bütçesine yakın. Sadece eğitim sektöründe oynanan oyunlar sayesinde yeni bir ticari sektör oluştu ülkemizde… ÖZEL OKULLAR!

Özel okulların da eğitime çok katkısı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Senede binlerce YTL ödenen bu okulları bitiren öğrenciler ingilizce bile konuşamaz durumdalar. Eskiden devlet okullarında ücretsiz okuyan çocuklar şimdikilerden çok daha iyi eğitim alıyorlardı. Herşey para üzerine kurulmamıştı çünkü…

Öğretmenler yetersiz görüp çocukları şimdi özel derslere de daha fazla yükleniyorlar. E verilen özel okul parası bu yeterliliği neden veremiyor? Kim bunları kontrol edecek? Siz mi? Ben mi? Devlet nerede? Bu çocuklar için alınan binlerce YTL paranın karşılığında değecek eğitim verilemiyorsa neden bu özel okullar devam ediyor açılmaya?

Ben 80’li yıllarda Elazığ Anadolu Lisesi’nde okudum. Devlet okuluydu. İngilizce ve almanca öğrendik o okulda. Şimdi özel okullarda binlerce YTL ile okuyan çocuklar maalesef ingilizce bile dertlerini anlatamayacak durumdalar, geçtim almancayı! Kendi oğlumda bile bu sıkıntıyı yaşamaktayım. Senelerce özel okullarda okutup iyi eğitim alabilmesine gayret ederken, çocuğun yetersiz kaldığını görerek şimdi de dershaneye gönderiyorum, yakında da sanırım özel öğretmen tutup ingilizce ve matematik dersleri aldıracağım. Okula verdiğim paralar ne oluyorsa?

Eğitim sistemimiz çökmüş durumda. Her sene değişen bir eğitim sisteminde sağlıklı olmasını beklemek imkansız olurdu zaten. Eskiden en azından not korkusu, sınıfta kalma korkusu vardı öğrencilerde. Bunları da yokettiler. Eğitimsiz bir nesil halen ısrarla istenen bizden. Bir ülkede sağlıklı eğitim olmazsa nasıl gelişebilir? Geleceğinizi teslim edeceğiniz çocuklara eğitimin en iyisini vermeniz gerekmez mi? Bu eğitimi devlet olarak siz mi yaparsınız, yoksa cemaatlerin, partilerin, misyonerlerin ellerine mi teslim edersiniz?

Bölücülükle bu memleketi birarada tutmamız sizce mümkün müdür? Özel okulların hepsinin milli birlik ve beraberliğimize destek verdiğine kesin emin olabilir misiniz peki? Paralı eğitimin, ticarete dökülmüş bir eğitim sisteminin manevi duyguları olan gençler yetiştirmesini hangi akılla bekleyeceksiniz peki?

Bizim nesil haydi şanslıydı, öğretmenlerimizin ne zor şartlarda bizleri yetiştirmeye çalıştığına şahit oluyorduk. Şimdiki nesil ise parasıyla değil mi kardeşim mantığıyla öğretmenine saygıdan yoksun yetişmekte. Ne acı!

Özelleştirmeye devam edin bakalım herşeyi…. Benden size tavsiye… polis teşkilatımızı da özelleştirin…. Her sokağın kendi özel polisi olsun.. bakın ne güzel fikir değil mi?

Yetmezse askeriyemizi de özelleştirelim.. Her şehrin kendi askeri olsun. Parasıyla değil mi kardeşim?

9.02.2008

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Çekirdek Yemek Yasaklansın!!

Çekirdek yemek biz Türk insanına ait bir alışkanlık, o kadar ülke gezdim daha hiç bir tanesinde çıt çıt çekirdek yiyen bir millete rastlamadım.

Çekirdek yemeye aslında karşı değilim hatta ben de zevkle yerim bazen maç seyrederken o stresle…. Ama bir nokta var ki beni çıldırtıyor açıkcası çekirdek kültürümüzle alakalı….. BİZ ÇEKİRDEK YEMEYİ MAALESEF BİLMİYORUZ…. İnanmıyorsanız sokaklarımıza bir bakın… Her köşede çekirdek kabukları görebilirsiniz… Bu ülkemizle bağdaşan bir parça gibi.. Parka gidersiniz, çekirdek kabukları, stadyuma gidersiniz aynı, köşe bucak çekirdek kabukları…..

Temiz bir millet olduğumuzu iddia ediyoruz…maalesef değiliz… Kendi komşumdan örnek vereceğim, dün bir torba çekirdek kabuğunu sokağa dökmüşlerdi pencereden….. Yemek güzel ama bu sokağa kabukları tmak nasıl bir kültürdür? Siz karar verin…

Denebilir ki, insanları ikaz edelim…. Hiç bir işe yaramaz… Üstelik yediğiniz dayak ta size kar kalır. Hastane odanızda çaresiz çekirdek yersiniz vakit geçirebilmek için…..

Çözüm, kökten çözüm… İnsanlar çkirdeği nasıl yemesi gerektiğini öğrenincey kadr yasaklamak gerekiyor. Singapur’da sakız çiğnemek yasak biliyorsunuz. Nedeni çok basit, ülkemizi temiz tutalım!

Yaşadığımız yer hepimizin..Başka Türkiye yok! Neden bu kadar vurdumduymaz ve umursamazlık yapan bir milletiz?

Gelin çekirdek yemeği yasaklamayalım ama nasıl yiyeceğimizi ve kabuklarını nasıl toplayıp çöpe atacağımızı öğrenelim… Gerekirse televizyonlarda bu tip bir kampanya başlatalım..

31.07.2003 

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Kamboçya’nın Zavallı Kaderi…

Uzun zamandan beri merak ettiğim bir ülkeydi Kamboçya…. Sisli bulutlar arasında gördüğüm kadarıyla orada birşeyler hep kaynatılıyordu…Taaa çocukluğumdan beri KIZIL KHMER’lerin ismini haberlerden gazetelerden hatırlarım… Kimdir bunlar diye hep merak ederdim….

Temmuz 2003’te Kamboçya’ya gitmeyi başardım… Bulduğum bütün ülke tarihi ile alakalı yerli ve yabancı kitapları da seçip okumaya başladım.. Okudukca sis perdesi yavaş yavaş kalkmaya başladı Kamboçya üzerindeki….

Kamboçya bir krallık ve Kral Seyhanuk AMerika yerine Çin tarafını seçince Vietnam savaşı sırasında aslında kendi ülkesinin de sonunu hazırlamış oluyordu… Amerika zaten kendi desteğiyle yönetime getirdiği Mao sayesinde hem Pol Pot diktatörünü hem de güya Çin yardımı ile Kralı destekletiyordu… Hem Pol Pot, hem de kral Seyhanut aslında pis bir oyuna kurban gidiyorlardı ve maalesef olan sadece zavallı ve suçsuz Kamboçya halkına oluyordu…

B-52 bombardıman uçakları günlerce ülkeyi HALI BOMBASI adı verilen ne varsa dümdüz eden bomba stiliyle bombalanıyordu… İnsanların sorduğu tek soru vardı…. BIZ NE YAPTIK AMERİKALILARA????

Hatırlarmısınız? Çıplak bir kız çocuğu resmi vardır hepimizin hfızalarına kazınmış…9 yaşında bir kız çocuğu çaresiz ağlamaktadır yol ortasında ve yanında kaçanlar vardır … Amerika NAPALM bombası atmıştır…Ailesi ölen bu çaresiz kız çocuğunu GENE AMERİKALILAR KURTARIR ve kahraman gibi dünyaya reklam ederler olayı…. Kır kafasını sonra hastaneye götür ve haber yap bu iyiliği…..

Ne denebilir….Anlayana………..

10.07.2003

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Sebze Hamburgeri

Bombay’de gittiğimiz restoranlarda hep baharatlı ve tadı bize çok yakın olmayan yemeklerden sıkılınca, Mc Donalds’a gitmeye karar verdik.
Kaldığımız otelden bir taksi kiralayıp, yarım saat trafikle cebelleştikten sonra, mahşeri bir kalabalığın sıra beklediği Mc Donalds’a ulaştık.
Epey bekledikten sonra, sıra bize geldi. İyi ama ortada bir sorun vardı. Burası Hindistan ve İNEK kesmek yasak, ve Mc Donalds’ın et ürünler,nin çoğu inek etinden mamüldür. Bu durumu çözmek için özel bir yöntem bulmuşlar ve inek eti yerine koyun eti kullanmışlar. Ayrıca vejetaryen özellikli hamburger çeşitleri de Hintliler’in zevkine sunulmuş.
Bildiğim en kolay şeyin hamburger olduğunu düşünerek siparişimi verdim. O kalabalıkta yemenin mümkün olmadığını bildiğim için taksiye binip otele geri dönerek odada yemeğe karar verdik.
Masamızı güzelce hazırlayıp, hamburgerimizden bir ısırık alıp, öyle kalakaldık…İğrenç bir tattı…. Bu bizim heryerde aldığımız tad değildi..Yiyemedik maalesef o hamburgerleri…

3.11.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Konya Karapınar Meke Gölü

Konya’nın Karapınar ilçesi yakınlarında, yeryüzünde eşini bırakın, benzerini bile bulamayacağınız bir jeoloji harikası yer alıyor… Bir fötr şapkayı andıran Meke Gölü, aslında iç içe oluşmuş iki volkan krateri. Değeri asla parayla ölçülemeyecek olan Meke Gölü, turistik açıdan da büyük öneme sahip…

Meke Krater Gölü kendisini ziyarete gelen yerli ve yabancı turistleri kendine hayran bırakan vahşi doğasıyla Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırında yapayalnız bir dev…

Kendi ile baş başa kalmak isteyenler için Karapınar’a Tanrı’nın bir lütfü Meke. Yıllardır kara talihini aklamak için uğraş veren Karapınar’a verilmiş en güzel hediye olsa gerek.

Yürüyüş sporları,Camping ve fotoğraf sanatı tutkunları için eşsiz bir değer.Biz Karapınarlı iki genç olarak Meke Krater Gölü’nün tüm Türkiye ve Dünya çapında tanıtılmasını umut ediyoruz.Buraya gelecek insanlara her zaman ne şekilde olursa olsun yardıma açık olduğumuzu belirtir,şahsınıza şükranlarımızı sunarız.

Celal CEYHAN-Muhammet METE
KONYA/KARAPINAR

Bir tabiat harikası: MEKE GÖLÜ VE KRATERİ

Meke’nin flamingoları

100’e yakın kuş türünün bulunduğu Meke Gölü’ne son yıllarda flamingolar da gelmeye başladı. Flamingoların gelmesiyle göl, yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğradı.

Bugüne kadar tanıtımı yapılamayan Konya Adana yolu üzerindeki Meke Gölü, dünyada eşi benzeri olmayan olağanüstü bir doğa harikası. Gölün tam ortasında bulunan Meke Krateri ile ilginç bir görüntü sergiliyor. Gölün kenarındaki sazlıkların arasındaki flamingolar ise ayrı bir güzellik oluşturuyor.
Bugüne kadar 100’e yakın kuş türünün bulunduğu Meke Gölü’ne son yıllarda flamingolar da gelmeye başladı. Ağustos ayında Meke’ye 100 civarında flamingo geldi. Flamingoların gelmesiyle göl, yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğradı. İnce, kırmızı, narin bacaklı flamingolar, kanatlarını açtıkları zaman beyaz üzerindeki turuncu ve siyah renkli tüyleriyle muhteşem bir görüntü oluşturuyorlar. Meke’nin yeşil renkli, tuzlu suyunun yüzeyinde süzülen flamingolar, gölün kıyısında küçük su böcekleri ile besleniyor ve bir tehlike hissettikleri zaman gölün ortalarına doğru dans eder gibi, sessiz bir şekilde süzülüyorlar.

Flamingolar ile birlikte, sadece Meke Gölü’nde yaşayan, adını da Meke’den alan Meke kuşları, flamingolar ile birlikte gölün yüzeyinde yaşıyor.
Meke Krateri, 25 metre derinlikte gölün yüzeyinde bir koni gibi yükseliyor. Meke’nin üzeri kızıl kahverengi, mor, kırmızı ve siyah renkli volkanik taş parçaları ile kaplı. Bu renkler Meke’nin bir volkanik dağ olduğunu hemen belli ediyor. Volkanik taşlardan oluşan krater, şiddetli yağmur sularını emecek güce sahip. Meke Gölü içinde büyük kraterin dışında küçük adacıklar da bulunuyor. Yüz yıllardır hiç bozulmadan kalmış olan göl üzerindeki kraterde, daha birçok kuş yaşıyor. Angıt, Suna, Uzun bacak, Su Çulluğu, İbibik, Kaya Kartalı Mısır Akbabalarının yanı sıra krater yamaçlarında yuva yapan Kerkenez, Kızıl Şahin, Kınalı Keklik, Yeşil Karga, Kaya Güvercini Kılkuyruklu Şakrak Kuşu dünyada ender görülen kuşlardan. Göç zamanları Flamingolar ile birlikte Orta Afrika’dan gelen Karakulak, Kuyrukkakan nadir rastlanan ötücü kuş türlerinden

Türkiye’nin önemli kuş alanlarından biri olan Meke Gölü ve çevresi Karapınar ilçesinde bulunan askeri birlikler tarafından ağaçlandırılarak gölün etrafında bir yeşil kuşak oluşturuyorlar. Yıllar sonra ağaçların da büyümesiyle bölge ilginç kuş cennetlerinden biri olabilir.

Meke Gölü Konya’ya 100, Karapınar ilçesine ise 8 km mesafede. Karapınar ilçesinde konaklamaya müsait tesislerin olmaması nedeniyle Konya’dan günübirlik turlar düzenleniyor. Meke Gölü civarında sadece bu bölgeye özel ve dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan obruklar bulunuyor. Çapları 100 ila 200 metreyi bulan bu çukurlar, görülmeye değer tabiat harikaları.

KAYNAKLAR:
Hürriyetim.com
Mehmetelmas.com

12.06.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Tayland – Tayland

Lisede okurken arkadasim Metin`in gazina gelip iki ay TAYLAND BOKSUNA gitmistim, ve ilk orada Tayland kafamda degisik bir yer etmisti, iki ay boyunca Metin beni ben onu tekmeledikten sonra daha fazla dayanamayip ayrilmistik kurstan..

1993 yilinda sicak bir agustosta Bangkok`a varmistim ilk seyahatimde. Hava senenin en sicak gunune denk gelmis ve 45 derece gibi mukemmel bir sicakta, o dunyaca unlu Bangkok trafiginde guzel guzel terleme keyfini yasamistik.

Tayland Krallikla yonetilen bir ulke, Kral insanlar icin tanrisal ozellikle tasiyor, ve olen krallara tapinma adeti devam etmekte. Kaldigimiz otellerde yasayan kral ve esinin heykelleri onune konan kutsanmis yiyecekler de ilgimi cekmisti bu arada.

Tayland denince nedense insanimizin aklina hemen gece hayati cenneti oldugu geliyor , kabul etmek gerekiyor ki burada gercekten bu isin turizmi ciddi boyutlarda yapiliyor, en basit ornegi buyuk otellerin onunde taksi duraklarindaki soforlerin turistlere gostermeye calistigi katalog dolusu gece kuluplerinin resimleri. Buradan goturulen her turist icin komisyon aliyor taksiciler. Izledigim bir haber programinda zengin Avustralyalilarin Tayland`a gece hayati icin nasil ozellikle program yaptiklarini izlemistim. Uzakdogunun en zengin musterilerindendir Avustralyalilar….

Tayland`in ben bu gece hayati boyutuyla degil , guzel yanlariyla anlatmak istiyorum. Bir kere kabul etmek gerekiyor ki insanlar burada sadece gece hayatini yasamiyorlar. O kadar misafirsever ve yardimseverlerki bir adres sordugunuzda ellerinden geldigince yardim edeceklerdir.

Tuktuk, yani motorsiklet bozmasi tasima araclarini kesinlikle deneyin, o kadar keyifli ki, o yakici sicaklikta pufur pufur sicak ruzgarlar yuzunuze carparken degisik bir haz alacaksiniz. Tuktuk ayni zamanda trafik canavarindan bir nebze kurtulmanizi saglayacaktir.. Bu arada Tuktuk soforlerinin bir ozelligini soylemekte fayda var.Taylan degerli taslar cenneti oldugu icin, burada turistlerin mucevher almasini tesvik icin tuktuk ve taksi soforlerine komisyon veriliyor ozellikle devlet satis merkezlerinden, ..bu durumda soforler size yalvariyorlar , ne olur sadece bir bakin diye..siz de kirmayip gereksiz vakit gecirmeyin benim yaptigim gibi. Aldiklari komisyon ne derseniz? sadece birkac litre bedava benzin ama bu da onlar icin hic yoktan bir kar sayildigi icin soforlerden bu konuda cekeceginiz var soyleyeyim…..

Tayland tapinaklari kuzey pasifik ulkelerinin tapinaklarina gore farkli ozellikler tasimaktadir. Biraz daha estetiklige ve ihtisama onem verilir.

Tayland`in en ilginc meyvesi DURIAN`dir. Durian o kadar ilginc bir meyvedir ki, ya seversiniz ya nefret edersiniz, ortasi yoktur, degisik bir kokusu ve mayhos bir tadi vardir, kokusu agir oldugu icin ucaklara alinmasi da yasaktir. Ama durian icin Taylandlilar KING OF FRUITS yani meyvelerin krali adini vermislerdir.


Tayland`da hergun Thai Boksu ile alakali maclari televizyonlardan izleyebilirsiniz. Bir Taylandli icin milli spor olan Thai Boksuna ilgi oldukca fazladir.

Bangkok`ta alisveris diger ulkelere nazaran epey ucuzdur ve buyuk alisveris merkezlerinde aradiginiz herseyi uygun fiyata bulabilirsiniz, ama benim tavsiyem kucuk dukkanlarin oldugu sokaklara girip hem macera yasayin hem de daha ucuz fiyata aradiklarinizi alin. Benim en cok ilgimi ceken urunler el yapimi olanlar, bir de ne kadar ilginizi ceker bilemiyorum ama kurutulmus kelebekler, orumcekler ve diger ilginc hayvanlar benim ilgimi cok cekmisti.

Ulkemizden Tayland`a cok uygun fiyatlarla turlar yapilmakta, sahsen kendim boyle bir turla gitmedim ama birkac seyahat donusumde boyle bir grupla havaalaninda karsilastim, neredeyse hepsinin kafasinda Thailand sapkalari, t-shirt`leri ve bavullarinin dolulugu cok ilginc gelmisti, demek ki grupla gidenler daha iyi alisveris yapabiliyorlarmis dedim kendi kendime:)) Eger siz de Tayland`a gitmeyi dusunuyorsaniz boyle bir turu inceleyebilirsiniz.

Unutmadan Tayland senenin buyuk kismi sicak gecen bir ulkedir, terlemeye hazir olun:)

saygilarimla

Ali Baylar

27.01.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

0 Derece Sıcaklık – Çin

Mart ayı biliyorsunuz serin geçer kuzey yarımküresinde.. Çin’in Jiangsu eyaleti de hava sıcaklığı noktasında ülkemiz sıcaklığına paralel bir sıcaklık seyrindedir.

Ülkemizde mart ayında sobalar yakılır genellikle. Sıcaklık 6-7 derece olsa bile sobalar kısık alevle yakılmaya devam edilir.

Jiangsu eyaletine böyle bir dönemde seyahat ettik biz de. Sıcaklık düştükçe de düşüyor ve gündüz 3 dereceye, gece de 0 dereceye iniyordu. İçimize kışlık yün kıyafetlerimizi giymemize rağmen titreten soğukta rahat hareket edemiyorduk.

Bir akşamüstü bir fabrikaya ziyarete gitmemiz gerekiyordu. Dışarısı iyice soğumaya başlamış ve arabada açtırdığımız klima ile ısınmaya çalışıyorduk. Sonunda fabrikanın bulunduğu bölgeye ulaştık. Arabadan çıktığımız anda buz gibi bir rüzgar karşıladı bizi. Fabrikada soba ya da klima olduğunu ümit ederek girdik içeriye. Ama maalesef soba da yoktu, klima da. Dışarısı 0 dereceydi ve sobasız çalışıyordu elemanlar içerde. Alışmışlar soğuğa. Sobayı hiç kullanmıyorlarmış…..

Şaşkındım. Kıyafetlerim beni ısıtmıyorken, şapka kulaklarımı örterken, ellerim cebimde konuşmaya çalışıyordum…Bir taraftan da bu insanların rahat oluşuna anlam veremiyordum. Demek ki insan vücudu her sıcaklığa zamanla adapte olabiliyor..Ufak tefek o çinlilerin sobasız 0 derecede mutlu mutlu oturmalarının başka bi açıklaması da olamaz sanırım 🙂

10.04.2006

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Değişen Ticaret Düzeni

 1970’li yıllarda İstanbul’da dükkanı olan bir esnaf, ülkenin dört bir yanından gelen müşterilerine ürünlerini kolaylıkla satabilmekteydi. Anadolu esnafı da dönem dönem İstanbul’a gelerek, sezonluk ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilmekteydi.
Son yıllarda ise bu sistem değişmiş ve yerini ayağa servis hizmetine bırakmaya başlamıştır. Anadolu’daki müşterilerin İstanbul’a sıklıkla gelmemesine neden olan bu yöntem sayesinde açık hesap ve vadeli satışlar yapılmış ve yerinde oturan esnaf epey sıkıntılar çekmeye başlamıştır.
Gelişen internet sayesinde firmalar hızla siteler kurarak ürünlerini bütün müşterilerine hızla gösterebilme şansını yakaladılar. Müşteri artık ürünleri görmek için İstanbul’a gelme ihtiyacı duymamaya başladı. İstediği ürünü kargo firması ertesi gün ayağına getirebilmekte. Ödemesini ise gene online bankacılıkla yapabilmekte. Bu durumda Anadolu müşterisi neden İstanbul’a gelip, birkaç gün kaybetsin? Yol masrafından feragat ederek, o parayla siparişine birkaç koli daha ürün ekletebilmektedir. Artık oturduğu yerde müşteriyi ayağına bekleme dönemi bitmiştir. Ayağa en kolay yoldan bilgi ve ürün ulaştıran firmalar ayakta kalacaklardır.
İnternet sayesinde müşteriler ilk el firmalara da kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Bazı müşteriler bırakın Türkiye’yi, yurtdışındaki imalatçılarla irtibata geçip oradaki fiyatları öğrenip, ithalatçılardan kıran kırana pazarlık yapmaya bile başlamışlardır. Eskisi gibi ticaretin sır olma durumu maalesef artık yoktur. Şeffaf ticaret yapanlar ve az kar ile ürün satanlar yine ayakta kalacaklardır.
Stok konusu da ayrı bir problemdir. Dünya ticari sisteminde sipariş alındıktan sonra ürünler hazırlanıp müşteriye bazen 3 ay sonra teslim edilirken, ülkemizde, ertesi gün ürünlerin teslimi istenebilmektedir. Böyle olunca da elinde stok bulunduran firmalar hem bir adım önde olmaktadır hem de bir o kadar risk altında bulunmaktadırlar. Getirdikleri ve stokladıkları ürünleri satılmadığı zaman zarar etme riskleri çok yüksektir. Yine bu durumda ürün seçiminde ciddi araştırma yapan firmalar ayakta kalabilmektedir.
Sonuç olarak güçlü bir firma olabilmek ve ayakta kalabilmek ciddi bir ekip çalışması, kalite analizi, piyasa araştırması, altyapı, müşteri güveni gibi noktalar gerektirmektedir. Bunu başarabilen firmalar güçlenecek ve piyasada ayakta kalabileceklerdir.

18.12.2008

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Evrensel Yardımlaşma Derneği

Evrensel Yardımlaşma Derneği, henüz çok yeni olmasına rağmen güzel projeleriyle karşımıza çıkıyor. Gönüllü arkadaşların desteğiyle paketlenen erzak paketleri, gene gönüllü arkadaşların tesbit ettiği ve ihtiyaç sahibi olduğu yerinde tesbit edilen ailelere dağıtılıyor.

Ailelerin öncelikli ihtiyacı olan yiyecek ihtiyacına destek veren dernek, ayrıca kıyafet, okul yardımı, sağlık desteği gibi konularda da ailelere yardımda bulunmaya çalışıyor.

Maddi sıkıntıların aşılması halinde hizmet verilen aile sayısı daha da artacak olan bu derneği en azından internet sitesini ziyaret ederek destekleyebilirisiniz. http://www.e-yardim.org

26.12.2003

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin