Tren Hatlarımız Ne Zaman Hızlandırılacak?

 Avrupa`ya gidenlerimiz bilir, bir sehirden digerine giderken en uygun ulasim araci trendir. Ucak pahalidir, otobus sistemi o kadar gelismemistir.

Tren neden tercih edilir? Cunku tren trafik derdi olmadan, dakik hareket eden, varacaginiz yere varis dakikaniza kadar bilebileceginiz, hem ekonomik, hem bir anda bircok kisiyi ayni yere ulastirma avantaji olan bir ulasim aracidir..

Iki sehir arasinda bu dakikligi ve hizi sayesinde insanlar trenle seyahat etmeyi tercih ederler. Ulkemizdeki tren sistemi maalesef cok eski olup nedense senelerdir bir adim ileriye goturulememektedir.

Dusunsenize Ankara-Istanbul arasinda Avrupa`daki trenler olsa, saatte 200km hiz yapan bu trenlerle 2:30 saat icinde Ankara`ya varsaniz, kotu mu olurdu? Peki neden bu sistem bizde halen yapilmiyor? Insanlar neden karayolu ile seyahat etmek zorunda birakiliyor?

Olayi biraz derin incelediginiz zaman karsiniza gene bizim icimizdeki ic oyunlar cikiyor. Kimse ekmegiyle oynanmasini istemiyor, kimler istemiyor? Otobus firmalari istemiyor, ucak sirketleri istemiyor, tren harici seyahat ettiren sirketlerin hicbiri istemiyor. Cunku boyle bir sistem kurulursa insanlar trenle seyahat ederse birkac amcanin cebindeki para azalacak…Onlar kazansin , millet faydalanamasin bu sistemden…

Senelerden beridir Tren sistemimizin modernize edilmesi konusunda teklifler hep biryerlerd kaliyor, sumen alti ediliyor, acaba neden?

Milletin sirtindan bu rant kavgasindan vazgecilmedigi surece bir adim ileri gidemeyiz, hep birlikte bu cennet vatan icin madde madde gelisme planlari yapilmali, biz Avrupa`dan hicbir eksigi olmayan bir ulkeyiz. Almanya savas sonrasi gelismeyi nasil basardi bir dusunun.. Biz neden bekliyoruz?

21.06.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Sayılar Ve Gizemleri

İlginç Bilgiler

13 Rakamı: Yahudiler ve Sihler 13 rakamını Tanıya ibadetle bağlantı yaparak şans sayısı olarak kabul ederler. Diğer dinlerin çoğuna göre bu sayı uğursuz sayılır. Özellikle hristiyanlar Cuma gününe rastlayan 13.cü günü korkuyla geçirirler. Bazılarına göre Hz. İsa ayın 13’ünde çarmıha gerilmiştir. Romalılar için 13 rakamı yıkım anlamına gelmekteydi.

9 Rakamı: Taylandlılara göre 9 rakamının söylenişi gelişmek kelimesine yakın bir sestir ve uğurlu sayılır. Japonya’da da acı ve işkence kelimelerine yakın ses olduğu için uğursuz sayılır.

33 Sayısı: İspanyolca “Triendta y tres” olarak okunan bu sayı, fotoğraf çekilirken “gülümseyin!” yeine kullanılır

4233 Rakamı: Eski Mısırlılarda bu numaranın yazılışı ile genç bir kralın ölümü aynı şekilde olduğu için uğursuz sayılıyordu.

7 Rakamı: İrlanda kültürüne göre yedinci oğulun yedinci oğlunun sihirli güçlere sahip olduğuna inanılırdı. Portekiz kültürüne göre ise “kurt adam” olduğu düşünülürdü. İran’da kedilerin dıkuz canlı değil, yedi canlı olduklarına inanılır.

40 Sayısı: Ruslara göre ölen kişinin ruhu 40 gün dünyada kalır ve kırkıncı gün dünyadan ayrılır. Bu süre zarfında ruslar aynaları örtü ile kaplar ve ölenin cennete rahat girmesine yardımcı olduklarına inanırlar. Bazı ruslara göre de 40 örümcek öldüren 40 günahını affettirirmiş.

328 Sayısı: Çinde üç rakamlı sayılar çok popülerdir. 3 sayısı canılık demektir. 328 rakamı ise “ticaretin gelişeceği” cümlesine yakın bir sesle söylendiği için uğurlu sayılır. Ticaretle uğraşanlar için içerisinde bu rakamların geçtiği araba plakası veya cep telefonu çok değerlidir.

14 Sayısı: Güney Amerika’da 7’nin iki katı olduğu için 14 sayısı şans sayısı olarak kabul edilir. Çin’de ise “ölmek istiyorum” ile eşsesli olduğu için korkunç bir sayı olarak kabul görür.

5 Rakamı: Müslüman ülkelerde 5 sayısı kutsal sayılardan birisidir. İslamın şartı 5’tir, günde 5 vakit namaz kılınır.

4 Sayısı: Asya ülkelerinde 4 sayısı, Batı ülkelerindeki 13 sayısıyla aynı etkiye sahiptir. Çin, Kore ve Japonya dillerinde “ölüm” kelimesiyle aynı sese sahip olduğu için uğursuz bir sayıdır. Bu ülkelerde içinde 4 geçen telefon numaraları ya da araba plakalarını kimse almak istemez.

17 Rakamı: İtalya’da 17 sayısı şanssızlığı temsil eder. XVII olarak yazılan bu sayıyı karıştırınca VIXI kelimesi ortaya çıkar, anlamı “Hayatım bitiyor” demektir. Bazı italyan firmaları 17.ci sırayı kullanmazlar. Renault marka R17 aracını R177 olarak bu ülkede satmaktadır.

888 Sayısı: Eski Yunanlılara göre 888 sayısının sayı toplamı İsa ile aynı sonuç olduğu için önemli bir sayı idi. Çinlilerde ise 888 üç kat şans ve bereket anlamına gelir.

42 Sayısı: Japoncada 4 ve 2 sayıları yanyana söylenince “ölüme gitmek” ile aynı ses çıkmakta ve bu sayı asla kullanılmamaktadır.

3 Rakamı: Rusya’da 3 sayısının şans getirdiğine inanılır. Baba,Oğul,Kutsal Ruh üçlemesini temsil eden bu sayı çok değerlidir. Ruslar karşılaştıklarında birbirinin yanağından üç kez öperler. Çiçek verdikleri zaman da üç adet olması önemli bir noktadır.

31.07.2012

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Çin’de İsim Yozlaştırma Sistemi

Senelerdir Çin’e giderim.. Senede bazen 5-6 kez gittiğim olur. Genelde her seyahatte bir ya da birkaç şehir ve kasabayı dolaşırım.

1991’den beri gittiğim bu ülkedeki değişimi de yakından izlemeye çalışıyorum. Koskoca Çin devleti gelişirken, neleri kaybediyor noktasında özellikle araştırma yapıyorum….

Dünyaya ekonomik anlamda kafa tutan Çin’de iyi gitmeyen bazı noktalar var… KÜLTÜR YOZLAŞMASI… Emperyalist güçler, savaşla yıkamayacaklarını düşündükleri çinlileri, içten yıkma planları yapıyor, hemde planlı olarak, uzun zamandan beri….

İlk yapılan hareket, çince isimlerin zor olduğunu iddia ederek, her çinliye bir İNGİLİZ ismi vermek olmuş. Bugün denebilir ki, her çinlinin, bir çince ismi, bir de ingilizce ismi var… Mesela “Wu Wen Ying” adındaki bayanın ingilizce ismi “Lucy Wu”, “Chi Shi Quan” adındaki erkeğin ingilizce ismi de, “Simon Chi”….

İsimlerin ingilizcesi bulunurken özel bir sistem yok, herkes ingilizce isim katalogundan kendine isim beğeniyor ve bunu kullanmaya başlıyor. Bu isim değiştirme olayının arkasında kim var diye düşünmenize gerek yok, İNGİLİZCE KURSLARINDAKİ YABANCI ÖĞRETMENLER…… Hem ingilizce öğretiyorlar, hem de çinlilerin ismini değiştirerek, onları ingiliz kültürüne kısa yoldan sokmuş oluyorlar. İnanılmaz gibi gelebilir ama ingilizce ismini seçen çinlilerin çoğu, aldıkları ismi taşıyan tarihteki ünlü ingilizleri okuyarak, biraz daha ingiliz hayranı olup , çin özlerini kaybetmeye doğru adım adım gidiyorlar…

İsim değiştirmek bu kadar da tehlikeli değil denebilir… İyi ama bir insanın ismini değiştirmek gibi mantıksız bir hareket kime ne fayda sağlar? Adamın adı Chi olsun, bu ismi telafuz etmeyi öğrenme nezaketi gösteremezmiyiz? Niçin Chi Beyin ismini değiştirmesini istiyoruz? Bu kadar kaba olmamız gerekmiyor.. Chi Abi, senin ismini telafuz etmek çok zor ya! Gel sana bundan sonra Abdurrahman diyelim!…..Kim ister bu mantıksız isim değiştirme olayını? Tabii ki İngilizler…. Onlar uğraşamazlar Sheng, Wong vs isimlerle, rahatsız olurlar…Değiştirin kardeşim! derler…..

İnsanın ismi ne olursa olsun, onu olduğu gibi kabullenmek şarttır. Adamın adını telafuz edememek sizin sorununuzdur, ailesi ona bir ismi verirken kusura bakmayın ama sizin telafuz edemeyeceğinizi hesap etmek zorunda değildir.

Çinliler bir an evvel bu yozlaşmadan kendilerini kurtarmalıdırlar… Yoksa gün be gün emperyalist güçlerin hayallerinin gerçekleşmesine hizmet edeceklerdir.

Bir ülkeyi savaşla yıkamıyorsan, içten yıkacaksın – EMPERYALİST ATASÖZÜ

İçten yıkılmaya çalışan ülke acaba sadece ÇİN mi? ACABA?

22.05.2003

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Uçaklarda Sigara Sorunu

Birkaç seneden beri uçaklarda sigara içme yasağı çıktı ve o günden beri diyebilirim ki her uzakdoğu uçuşumda bir macera yaşandı o uçakta. Pilot defalarca ikaz etti yolcuları. Bazen hostesler duman detektörünün ikazı ile tuvaletlere koşup kaçak sigara içenleri yakalamaya çalıştılar. Bazı uyanık arkadaşlar örtü altından içti sigaralarını … Bazıları güya sigara yasağını bilmiyormuş gibi oturup keyifle yakıp sigaralarını ikazlara devam eden hostese baka baka yarısına kadar içmenin keyfini yaşadı vesaire vesaire…sonuç olarak bu insanlar uçuştaki herkes tarafından ayıplandılar..küçümsendiler..

Ama gelgelelim sigara tiryakisi bir insana uzun uçuşlarda sigara yasak demek bence o insanı zindana atmakla aynı değerde. Yanlış anlaşılmasın şahsen ben sigara tiryakisi değilim ama bu konuda içenlere saygılı olmalıyız diye düşünüyorum. Mesela Japonya hattındaki uçaklarda sigara yasağı yok, çünkü Japonlarda sigara içeni dışlama maalesef yok. İçen içer mantığı var. ve olayın çözümü de imkansız değil çünkü bütün uçaklarda mükemmel havalandırma sistemi mevcut, dahası insanların gizli gizli tuvaletlerde sigara içmesinin tüm uçağı tehlikeye soktuğunu düşünürseniz bu yasağın en kısa yoldan çözülmesi şart bence…..

Özellikle Türk insanı sigarasına çok düşkün oluyor. O kadar değişik hatlarda uçtum ama maalesef sigaranın hep olay olduğu uçaklar bizim hatlarda oldu. Bence bazı gerçekleri gözardı etmemek gerekiyor. Basit bir sigara olayı yüzünden rezil olmaya gerek te olmamalı. İçene bir çözüm sunulmalı , ve sanıyorum özellikle uzun hatlarda çalışan uçak şirketleri içinde hangisi sigara içme konusunda böyle bir şans tanısa Türkiye’den çıkışlı tüm uçuşlarında full gidecektir..denemesi bedava…

sigara içen ve içmeyen herkese saygılarımla.

MART 2001

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Eski Delhi’de Bir Otel

Hindistan’a gidenlerin, temizlik konusunu bir kenara bırakmalarında fayda var… Bombay’da, arkadaşım, Delhi’ye giderken otel rezervasyonu konusunda yardımcı olacağını söyledi. Seyahat acentasını arayıp bize, GÜZEL bir otel ayarlamasını söyledi. Otelin detaylarını alıp, uçağa atlayarak, Delhi’nin yolunu tuttuk.
Havaalanından taksiye binip, otelimizin bulunduğu, ESKİ DELHİ bölümüne geldik. Eski Delhi, adı üzerinde, meğerse çok eski bölümüyöüş kentin ve altyapısı ve standartları normalin altında olan bir bölgeymiş..
Otele geldiğimizde, dış görünüşü insanı aldatabilir, belki içi mükemmeldir diye hayal ederek kendimizi avuturken, odaya bir çıktık ki ne çıkalım. odada bir klima bile yok. Yatak çarşafı büyük ihtimalle bir haftalık değişmemiş, ve yıkanmamış. Hava 42 derece sıcak ve klimasız bir oda.
İnsanın bilmediği bir yere akşamüstü varması kadar kötü birşey olamaz. Çaresiz geceyi o odada geçirmek zorundaydık, ertesi sabah bir çaresine bakacaktım bu olayın, ama düşünsenize, eşim yanımda ve biz böyle mükemmel bir yerde, mükemmel bir tatil geçirmekteyiz.
Yatak çarşafını uyumak için açan eşim, pisliği görünce, sinir krizi de geçirincee, gecenin en güzel bölümü başlamıştı. Neyse öyle böyle bir şekilde sızdık ve uyumaya çalıştık. Gece defalarca uyandığımı hatırlıyorum. 40 derece sıcaklıkta , yani hamamda nasıl yatılırsa öyle yatıyorsunuz düşünsenize……
Neyse, ertesi sabah çok şükür o mükemmel otelden kurtulduk… Otel konusunda Hindistan’da dikkatli olun. Seyahat acentaları bile bu şekilde yanlışlıklar yapabiliyor kolaylıkla….

2.11.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Korkunç Bir Sms Ticareti!

 Bu sabah aldığım bir sms mesajını sizlerle paylaşmak istiyorum:

“<…Bana geri atarsan sayılmaz…> Eger Allah’ı seviyorsan. Seni bugün uyandırdığı için, Yaa Allah Elhamdulillah de.
Bu mesajı 10 kişiye yolla ve 3 dakika sonra ne olacağını gör.
Allah’ı seviyorsan dedim! İnan bu mesaj bana geldi ısrarla farklı kişilerden. Denedim ve müthiş haber aldım. Sen de dene kaybedecek birşey yok.
Allah Teala’nın ismi hürmetine eğer 3 dakika sonra sana iyi bir cevap gelmezsse bana mesaj at!

Allahım bu sapıklıkları sen islah eyle! her cümlesinde sapkınlık kokan bu mesajları kimlerin çıkarttığını bulmak lazım aslında, kesin islam düşmanları ya da telefon firmaları çıkacaktır.

Allah’ı seviyorsan diyor şerefize bakın! Lan Hayvanoğlu hayvan Allah’ı niye karıştırıyorsun bu sms ticaretine?
Kaybedecek birşey yok diyor bak bak sonra da.. Kaybedilen iki sms ücreti (mesaj uzun olduğu için) 10 kişiye at diyor bastıra bastıra…9 kişiye atsam olmayacak değil mi bu güzel gelişme hayatımda… 3 dakika sonra güzel haber alacağız ya sonucunda.. güzel haber almayınca da bana mesaj at diyor… senin kim olduğunu bilsem neler yapacağım da! Zincirin ilk halkasını çıkartan O! (güzel annenin) çocuğunu çok sevdiğim Allah’ıma havale ediyorum 🙂

Lütfen uyanın artık saf müslümanlar!

30.11.2011

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Guangzhou – Çin

Guangzhou şehri, gelişen Öin’in en hızlı büyüyen ve modern şehirlerinden birisidir. Hong Kong’a yakınlığı sayesinde eskiden beri yabancı yatırımcıların da uğrak yeri olan bu şehir, son 10 yıl içerisinde büyük bir gelişim sağlamış ve metro sistemine kadar altyapısı tamamlanmıştır.

Guangzhou, KANTON FUARI (GUANGDONG FAIR) adıyla anılan uluslararası fuarıyla ilgi çekmekte ve binlerce işadamı hersene 2 kez yapılan bu fuarı ziyaret etmektedir. Bu fuarda bütün Çin’in ürettiği ürünler sergilenmekte ve her sene fuarın etkileri artmaktadır.

Guangzhou’yu ilk kez ziyaret edecekseniz, alışveriş için klasik BEIJING Caddesi’ne gidebilirsiniz. Taksilere BEIJING LO dediğinizde direkt oraya götüreceklerdir. Burası bizim İstiklal Caddesi misali, trafiğe kapalı bir yürüyüş caddesidir.

Yemek noktasında, avrupa yemekleri isterseniz bu caddede bulmanız mümkündür.

Guangzhou kenti yabancılarla dolup taştığı için birçok ülke yemeğini bulabileceğiniz lokantalar mevcuttur. Bizim ağız tadımıza en uygun yemekleri yapan ŞİNCAN lokantaları da uğrayabileceğiniz yerler arasında.

Oteller gün geçtikce modernleşiyor ve eski otelerin yerine koskoca büyük oteller yapılıyor, internet kullanan seyahatseverlere güzel bir haber olarak, çoğu 4-5 yıldızlı otelde bedava ADSL internet olduğunu söyleyebilirim. Laptopunuzu yanınızda götürebilirsiniz.

İlk kez 1994’te ziyaret ettiğim Guangzhou’dan neredeyse eser kalmadı, bütün şehir çok hızlı bir şekilde modernleşiyor ve avrupa standartlarında bir kent haline getiriliyor. Guangzhou’ya giderken stres olmayın çünkü çok sıkıntı çekmeyeceksiniz.

Fuar ziyaretine giden işadamlarına tavsiyem, eski fuar alanının hemen yanında bulunan müslüman mezarlığını ziyaret etmeleri, burada bulunan mezarlar Çin stilinde değil ve burada bulunan bir türbenin sahibinin SAHABElerden Ebu VAKKAS’a ait olduğu söyleniyor. Çin’deki müslüman azınlığın buluştuğu noktalardan birisi olan burayı görmeniz ilginç olacaktır.

Guangzhou’dan artık direkt uçuşlarla dünyanın çeşitli noktalarına da uçabilirsiniz.

Saygılarımla

7.05.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Hong Kong – Hong Kong

Hong kong`da kilometrekareye dusen insan sayisi 512`dir. Bu rakam denebilir ki dunyanin en kalabalik bolgelerinden birisidir. Nufusun bu kadar kalabalik olmasi sonucunda da dogal olarak ev kiralari oldukca yuksektir. Her kosede yuksek binalar gozunuze carpacaktir. Hong kong adasi ve Kowloon yarimadasi artik binaya doydugu icin Cin sinirina dogru ilerleyen yeni yapilasma sonucunda NEW TERRITORIES denilen yeni yerlesim bolgelerinde yuksek apartmanlar kurularak insanlarin buralara yerlesmesi saglanmis.

Hong Kong`da ulasim olayi metro ile cozulmus sayilabilir. Ilk gittigim donemlerde heryere taksi ile giderken trafikte gecen zamanim daha fazla oluyordu. Daha sonra metronun sihirli gucunu kesfedince heryere ulasim daha kolay olmayta basladi. Hatta Kowloon ile Hong Kong adasi arasinda bile denizaltindan gecen metro oldukca ilgimi cekmistir. Bu metro 1960`larda insa edilmis ve toplam 3 tane ayri gecisi var. Bizim yetkililer de halen daha ucunce kopru tartismasi yapsinlar bakalim. Kesinlikle inceleyin yolunuz duserse. Hong kong`da 40 senedir kullaniyorlar ..Neresi tehlikeli oluyorsa….

Nathan caddesi daha onceki yazimizda da yazdigimiz gibi sehrin en guzel caddesi..Cin alfabesinin neredeyse butun harfleri cadde boyunca rengarenk guzellikleriyle gozunuzu kamastiracaktir. Dunyanin bircok unlu markasini bu caddede bulabilirsiniz. Caninizin sikilmayacagi hos bir cadde inanin bana… Yue Hwa Cin mallari magazasindan Cin urunlerini almayi da unutmayin. Cadde boyunca 3-4 tane goreceksiniz bu magaza zincirinden….

Kowloon ile Hong kong arasinda Star Ferry denilen bizim Istanbul Vapurlarina cok benzeyen gemiler calisiyor. Pufur pufur esen Hong Kong bogazinda insanin `Istanbul`da olmak vardi` sarkisini mirildanmasi da cok guzel oluyor hani… Yalniz dikkatimi ceken nokta su ki; Hong kong`da deniz cok kirli. bizim bogazda oldugu gibi hizli bir akinti olmadigindan olacak, deniz suyu camurlu.

Para bozdurmayi dusunuyorsaniz exchange burolari Nathan Caddesi uzerinde sizi bekliyor. Ama size tavsiyem her onune gelen yerde bozdurmayin. Ozellikle Kowloon Camii civarinda pasajlarda diger yerlere nazaran daha yuksek fiyata bozdurabilirsiniz. Benim tavsiye edecegim yer Holiday Inn hotelin hemen yaninda bulunan Pasajda Hintlilerden bozdurun. En iyi fiyatlari burada bulacaksiniz.Eger bozduracaginiz miktar 500 dolar ve uzeriyse son sansinizi deneyin ve en son kaca bozdurabileceklerini bir iki tanesine sorun. Bazen bu ise yariyor.

Hong Kong Kultur Merkezi, Star Ferry duraginin yanibasinda ve Hong Kong`un en guzel gorundugu noktalardan biri. Ozellikle aksam vakti denize yansiyan Hong kong isiklari cok hoz bir goruntu saglayacaktir. Genellikle Hong kong resimlerinin neredeyse yuzde 90`i bu noktadan cekilmektedir..Benim cektiklerim de dahil olmak uzere:)))

Hong kong insani genellikle asik suratlidir. Bunun nedeni cok stresli ve hareketli bir yasamin olmasi..Cin`e gecmedne once de degisik degildi insanlarin asik suratliligi. Sokaklarda caddelerde gulumseyen insan gormeniz cok zordur. Bizim hayat standartlarimizin cok uztunde olmalarina ragmen insanalrin mutsuz olmasi her zaman ilgimi cekmistir. Hatta Turkiye`ye gelen misafirlerimin de bu nokta ilgisini cekmisti. Siz bizden fakirsiniz ama daha mutlusunuz nasil olur? diyorlardi…Ilginc bir ozelligimiz olmali bu:))

Hong Kong`da 100 sene yonetimi elinde bulunduran Ingilizler degistirilecek ne varsa degistirmisler sistem olarak. Kibris`a gideniniz varsa Hong kong ile ayni ozellikleri hemen farkedeceklerdir. Emperyalizmin kalesi Ingilizler her yerde oldugu gibi burada da izlerini birakmadan gidememislerdir maalesef.

Mongkok semti Nathan caddesi uzerindedir ve burada Women`s market denilen gece marketi kurulur aksamustu ve gece yarisina kadar burada kiyafet, oyuncak, kaset,CD, hediyelik vs gibi urunleri sokakta kurulan pazardan alabilirsiniz. Fiyatlari oldukca uygundur ve sirf renk cumbusunu gormek icin gidin derim. Mongkok`ta Mongkok Computer Centre vardir ayrica ve benim hit noktamdir. Her gittigimde kesinlikle ugramadan gecemem..Yeni cikan bilgisayar urunleri, laptoplar, PDAler CDler daha neler neler, kacirmayin..Mongkok kus pazarida ilginizi cekecek yerlerden biridir. Bizim Eminonu`ndeki Cizek Pazari gibi bir yer ve kussevenlerin kacirmamasi gereken bir nokta…

Cin lokantalarina gidenler bilir Pekin Ordegi ana menudedir.. Hong kong`da her kose basinda ordek ve domuz lokantasi mevcuttur. Ordekleri asarlar vitrine, nar gibi kizarmis bir sekilde., cok ilginc durur ordekler, insanin istahi acilir.. Birgun bir Hongkong`lu arkadastan rica ettim beni goturdu.. Sistem soyle.. Elinizi rahatlikla kullanabiliyorsunuz. Kemikleri masaya birakiyorsunuz. temizlik o kadar onemli degil.. Rahatca yedikten sonra ustune de Cayli Kahve icmeyi unutmayin. Sistem boyle arkadaslar ben gordugumu soyluyorum:))

Cinliler icin domuz en fazla tuketilen et turu, bunun nedeni ise domuzun cok cabuk uremesi ve kolay beslenebilmesi. Bu nedenle kalabalik cin nufusu icin oldukca iyi bir cozum olarak secmisler domuzu, her kosede her lokantada domuz urunleri satilmakta…Eger domuz eti istemiyorsaniz garsona `BU CI ROU` demeniz lazim.Umarim anlayacaktir:)) cunku cince o kadar genis bir dildir ki bu soylediginiz Pekin Cincesi oldugundan diger bolgelerde telafuzu farkli olacaktir ama genelde bunu soylediginizde anlayacaklarini umuyorum.

H. Kong Tarihine Kısa Bir Gözatalım…

*- Hong Kong 150 sene önce sadece bir ada idi. Kendi çapında balıkçılıkla uğraşmaktaydı insanlar burada….. 1839 yılında İngilizlerin adaya saldırmasıyla başlayan AFYON SAVAŞI 1841 yılında İngiliz sömürgesi oluncaya dek sürdü..Savaşın bitmesi ile tarihte epey ünlü olan NANJİNG Antlaşması 1842’de imzalandı iki ülke arasında…. İngilizler o dönemde Afyon ticaretinden büyük paralar kazanmaktaydılar.. Çinliler için ise Hong Kong pek önemli bir liman değildi o zamanlarda… Afyon kullanımı ise epey fazlaydı Çinliler arasında. İngilizler Hong Kong’a epey yatırım yapmışlardı ve kaybetmeyi de hiç istemedikleri için, 9 Haziran 1898 yılında güçsüz bir anını yakaladıkları Çinli yöneticilerden Hong Kong adası ve yanı başındaki Kowloon yarımadasını Çinlilerden 99 seneliğine çok düşük bir meblağ karşılığında kiralamayı başardılar…Çinliler için ise Uluslararası bu antlaşmaya uymaktan başka çare olmadığı için 1997 yılına kadar beklemekten başka yol kalmamıştı.

Her geçen gün ticari liman olarak önemi artan ve İngilizlerin de özellikle yatırımlarla desteklediği Hong Kong tabii ki uzak doğunun Avrupa ile kontak noktası olmayı çok kolay başaracaktı.

*- 1997 yılında büyük törenlerle İngilizlerden Çinlilere geçen Hong Kong’da muhteşem kutlamalar yapıldı ve günlerce dünya televizyonlarından naklen yayınlandı kutlamalar.

Çinliler için Hong Kong öylesine güzel bir zamanda geri gelmişti ki, eğer 10 sene evvel geri gelseydi Çin’de kesinlikle eşitlikçi komünizm patlamayla cevap verirdi bu kapitalist kent-devletin gelişine.Oysa Hong Kong Çin’in kapitalizme kapılarını açmaya başlamasından sonra geldi ve üstüne üstlük en koyu Çinliler bile şapka çıkartıp alkışladılar bu olayı.

Aklıma bir soru geliyor…..Acaba Çin, Hong Kong 1997’de geri gelince ülke çalkalanmasın korkusu ile bu kapitalizme yumuşak geçişe hız vermiş olabilir mi diye…Bilemiyorum tabii ki kesin bir cevap ama neden olmasın ki?

Alışveriş Cenneti..

*- Hong Kong tam bir alışveriş cenneti…Paranız varsa cebinizde harcamaya doyamayacağınız bir yer burası…Ben her seyahatte alışverişimi Hong Kong’a saklarım…ve oradaki alışveriş içinde hep para ayırırım aylar öncesinden. Gitmeden anlatılması mümkün değil bu duyguyu…Her yer kocaman department store ile dolu… sokaklar turistik eşyadan geçilmiyor..Eşiniz ile gitmenizde sakınca var beyler ona göre …..Cüzdanınızın boş gelmesini istemiyorsanız tabii ki…

30.07.2002 

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Halep-şam – Suriye

Akşam İstanbul’dan otobüsle yola çıkış, sabah Antakya’ya varış. Buradan adam başı 5 mio TL. karşılığı 2 saatlik bir yolculukla Halep’e varış.

Antakya-Halep arası yolcu-mal trafiği her anlamda oldukça yoğun ve bazen de gerilim dolu: sivil polislerin otobüsü durdurup saatlerce tüm vidaları eksiksiz kurcalayıp aradıklarını bulma/bulamama heyecanları; belki sırf bu yüzden her an feda edilesi kalitedeki otobüsler ve insanı aklını durduracak olaylara gebe bırakıp kıl payı ama sadece şans eseri kurtaran trafik teröristi otobüs şöförleri… ve hiç bir şeye aldırmadan pazar günü gezmesi için Halep’e geçen Antakya’lılar.

Aslında şehirlerin dokusu ve insanlar (ama özellikle Halep’te Hırısitiyan mahallerleri hariç, oraları gerçekten Paris) bizim Sultanahmet taraflarına çok benzer. Farklılık olarak en dikkat çekici şeyler:
-ne kadar frapan ve açık giyinmiş olunsa da (bence Suriye’li kadınlar bu konuda oldukça cömert) laf atma, taciz etme, dönüp bakma gibi rahatsız edici davranışların yok denecek kadar az olması.
-zorla birşey satma, musallat olma durumlarının aksine çarşı-pazarda bir sürü insanın yol boyunca hoşgeldin benzeri bir şeyler söyleyip seni selamlıyor olması. İnsanlar çok yardımsever ve eli bol.
-acaip bir insan/din/kültür mozaiği var ve herkes istediği dini/kültürü bir baskı olmadan yaşıyor görünüyor, bu insanların kendi ifade ettiği bir şey:Kürt, Alevi, Ermeni, Müslüman, Hıristiyan, Türkmen hepsi iç içe. Türkiye’den gelmiş bir sürü Ermeni var, hepsi Türkçe biliyor ve bizim basını çok yakından takip ediyorlar.
-uygun olan olmayan her yerde Assad’ların baba-oğul boy boy fotoğrafları, hatta erkek çocukların okul üniformalarının yakasında işlenmiş olarak bile.

Yani batıya doğru zaten hazırlıklı olarak daha medeni (ya da tekdüze) şeyler bekliyorsunuz da, bu yakadaki bu kaynaşma ve çeşitliliğin sağlanabildiğini görünce insan, bizim beceremeyip de her birini bir tehdit olarak gördüğümüz farklı kültürlerin öldürülmesine üzülüyor ve ah çekiyor…

İnsanların sınıflandırılması için meğer ne çok şey var hayatta, din, mezhep, siyasal görüş, doğduğun toprak yani Müslüman, Hristiyan, Komünist, Filistinli olmak mesela…
Bize bir ara bir genç çocuk yardım etti, İngilizce bildiği için, acaip sempatik, düzgün biri, İngilizce öğretmeniymiş, adama Türkiye’yi gördün mü falan diye sorduk da, Filistinli olduğunu ve ne mümkün olduğunu söyledi, yani sadece Filistinli olduğu için kendine yapılan kötü muamelelerden bahsetti de…

Halep’te ve Şam’da şehir, eski şehir (old city), Hıristiyan mahallesi (Christian quarter) ve Yahudi Mahallesi (Jewish quarter) olarak bölümlere ayrılıyor.

Eski şehirde bizdeki kapalı çarşı nevi, zaman zaman daha dar yollarda uzayıp giden, zaman zaman sadece bir halk pazarını hatırlatan kopuklukta gümüşden sebzeye her türlü şeyin sergilendiği çarşılar mevcut, Halep’teki “Aleppo Souq”, Şam’daki ise “Hamidiye Souq”.
Her eski şehirde “citadel” denilen kale ve surlardan oluşan kalıntılar, yapılar yer almakta, eski zamanlarda şehrin korunduğu ya hendeklerle çevrilerek ya da bir tepenin üstünde konumlandırılarak ayrı tutulmuş merkezler yani.
Eski şehirlerde yerleşim ortada havuzlu bir avluya açılan 5-6 hanenin birlikte yaşadığı Osmanlı evlerinden ibaret. Burada hayat çok samimi, sıcak ve iç içe, yaptığımız bir misafirlik buna ispat.
Şam’da, dünyadaki önemli bir iki camiden biri olan Emevi Caminin sütunları daha önce orada inşa edilmiş Bizans tapınağı Jüpiter’in sütunları, yani üstü cami altı Bizans Tapınağı,işte şaşırtıcı kültür sentezine bir örnek daha, tapınağın sağlam kalmış heybetli kapısı caminin dışında, Hamidiye çarşısının girişinde yükselmekte…buraları şaka değil, tarih kitaplarında ezbere okuyup geçtiğimiz o meşhur Mezopotamya denilen yer işte, kimler gelmiş kimler geçmiş….

Şehrin yeni kısmını oluşturan Yahudi ve Hristiyan mahallelerinde ise hayat epey farklı. Yahudiler bu son yıl içinde artık hiç kalmamışcasına göçüp gitmişken Hıristiyan mahallelerinde yaşam olabildiğince renkli. Buralarda Müslüman bölgelerinin aksine her taraf tertemiz ve yepyeni. Özellikle Halep’teki Hıristyan mahallesi (Lonely Planet Suriye rehberinin, bir yazarın eserinden yaptığı alıntıda söylediği gibi) bahçeleriyle Luxemburg bahçeleri, kafe ve apartmanları ile de Paris’in ta kendisi. Artık bu kadarı gerçekten akıllara durgunluk verici ama bir o kadar da hayatı, insanı ve insana dair her türlü farklılığı kucaklamasıyla mest edici….

Biraz zaman problemi nedeniyle biraz da sosyal yaşamın içinde olma tercihiyle göremediğimiz o haçlılardan kalma kaleleriyle ünlü eski çöl şehirlerini de görmüş olsaydık artık ne kelime bulup da duygularımı aktarabilirdim bilmiyorum.

Bu da doğuya yolculuğun, batıya yapılanlarla örtüşemeyecek sakinlik ve mütevaziliği içindeki zenginliğinin farkı olsa gerek işte…

Gülnur Akgül, Eylül 2002

26.09.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Wc Kültürü

90’lı yıllar… Daha ilk Çin’e gittiğim dönemler…. İlk kez Wenzhou’ya geçmişiz. Shanghai yanında Wenzhou çok geri kalmış o dönemde….

Bir firmaya ziyarete gittik.. Tuvalet ihtiyacı duyduğum için WC nerede dedim ve birisi yolu gösterdi…

Neyse küçük abdestti ve bir şekilde sıkıntımı gidermeye çalışırken…….. arkamda haşır huşur sesler duydum…korktum..irkildim…. sağıma baktım kimse yok….solumda da kimse yok…..ses arka taraftan geliyor…göz ucuyla arkaya baktım…ne göreyim?

Amcamın birisi büyük tuvaletini yapıyor ve gazete kağıdı ile haşır huşur uğraşıyor ve işin ilginç tarafı kapı yok…..

Hemmen işimi bitirip uzaklaştım oradan….Arkadaşa anlattım olayı…İnanmadı… ve sıkıntıı olduğu halde de tuvalete gidemedi…otele kadar tuttu :)))))

Bu olay birkaç kasabada daha başıma geldikten sonra anladım ki bu bir kültür oralarda…..

9.06.2003

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin