Irak Savaşındaki ‘Yalan’ Gerçekler !

İngiliz gazeteleri savaş sırasında kamuoyuna gerçek diye anlatılan olayların perde arkasını şöyle anlatıyor:

1 – Amerikalılar yaralı er Lynch’i Irak ordusu Nasıriye’den çekildikten sonra hiçbir korumanın bulunmadığı hastaneye gidip almışlar. Ancak biraz gerçekçi olsun diye; yaralı hatta felçli hastalara bile kelepçe vurmuşlar.
2 – İngiliz asker Eric Walderman, Ümmü Kasr’da yerde delikler açılmış bir miğferi başına geçirip “4 kurşun kafama geldi ancak miğferi delemedi ölümden kılpayı kurtuldum” diye gazetecilere poz vermiş.
Irak halkına özgürlük getireceği vaadiyle işgal eden Amerika ve İngilizler’in kahramanlık yalanları birer birer ortaya çıkıyor.Times gazetesi, Amerikalı esir er Jessica Lynch’in kurtarılma öyküsünün, Amerikan ordusunun anlattığı bir kahramanlık öyküsü olmadığını bildirdi. Gazetenin Nasıriye’deki muhabiri, yaralı askerin tedavi edildiği hastanedeki doktorlarla görüştü. Amerikalıların kurtarma operasyonunun, Irak güçlerinin şehri terk etmesinden sonra gerçekleştiği belirtildi. Gazeteye göre, Amerikalılar, dört doktoru ve iki hastayı kelepçelerken esirleri ararken hastanenin koğuşlarını yerle bir etti. Kelepçelenen hastalardan birinin de serum takılı haldeki felçli bir hasta olduğu ifade edildi.
Times gazetesi muhabiri, Amerikalıların davranışlarının, er Jessica ve diğer hastaların hayatını kurtarmaya çalışan Iraklı doktorları incittiğini, öfkelendirdiğini anlattı.
Gazeteye göre, Irak askeri istihbaratının getirdiği Amerikalı kadın askere ilk müdahaleyi yapan ve hayatını kurtaran Iraklı doktor, “Amerikalıların anlattıkları, Sinbad hikayelerine benziyor, bir masal sadece” dedi. Habere göre Doktor Hariz el Husna “Irak’ta tıbbi bakım yokmuş, hastaneyi şiddetle savunuyorlarmış diye anlatıyorlar. Oysa burada doktorlar ve hastalardan başka kimse yoktu, onlara ateş açacak kimse yoktu” dedi.
BU DA İNGİLİZ YALANI
Öte yandan; İngiliz askerlerinin kahraman olabilmek için nasıl yalan söylediği de ortaya çıktı. Ümmü Kasr’daki çatışmalarda başına isabet eden 4 kurşun miğferi delemediği için hayatta kaldığını söyleyen İngiliz asker Eric Walderman’ın yalancılığı da belgelendi.
Askerler patlamamış bir anti-tank mermisini imha etmeye çalışırken Walderman’ın çantasının üzerinde duran miğferi de parçalara hedef olmuş.
Walderman bir süre sonra deliller açılan miğferi başına koymuş ve ölümden kılpayı kurtulduğunu söyleyerek gazetelere poz vermiş.
The Sun gazetesi olayı araştırınca işin yalan olduğu belgelenmiş… Kaynak= INTERNET HABER – 17 Nisan 2003

17.04.2003

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

E-yardım Kitabım Çıktı!

  Seyyahamca.com müdavimleri hatırlayacaklardır 2003-2007 arası Evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (E-YARDIM) vardı ve bu dernek ihtiyaçlı ailelere erzak, yakacak, eğitim, iş vs gibi konularda yardımlar yapmaktaydı. 3 sene süren bu güzel çalışma maalesef çeşitli nedenlerden dolayı kapanmak zorunda kaldı.

Yaşadıklarımı bir kitaba döktüm ve bu ilk kitabım Cinius Yayınları üzerinden basıldı.

Derneğin kuruluşu, gelişimi ve kapanışına dek süren olayları kısa kısa okuyup Türkiye Gerçeği’ni anlayabileceğiniz bu kitabı seçkin kitapevlerinden bulabilirsiniz….

kitabın ismi:
E-YARDIM
EVRENSEL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

15.09.2007

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Türkiye Ve Petrol

Bu yazı bana gelen bir mailden ilgimi çektiği için sizlerle paylaşmak istedim:


Yazan: VEDAT YENERER
>
>Petrol yoksa cikartma ruhsati neden vermiyorsunuz!..
>Degerli okurlar, gecenlerde Türkiye-Suriye sinirinda uydu verilerine
göre petrol denizi oldugu iddiasini yazmistim..Yazi sonrasinda Silopi”de
madencilik yapan Besir Yilmaz aradi.. Yazacaklarimi lütfen iyi okuyun!…
Besir Yilmaz telefonda .
>
>” Vedat bey, gelin Silopi”de Cudi eteklerine sizi götüreyim de
petrolü kendi gözünüzle görün!..” diyerek feryat ediyordu..
>
>”Nasil yani!..” diye sordugumda anlatmaya basladi.. “Biz aileden
>madenciyiz..
>
>irak sinirinda yaklasik 300 km ya da bir baska deyisle yaklasik 150
milyon ton asfaltit madeni buldum..
>Bu madeni bir süre resmi olarak islettikten sonra devlet 1978 yilinda
” kamulastiriyoruz” diyerek el koydu.
>
>Rezervin de 50 milyon ton oldugu iddia edildi.
>
>Madem asfaltit rezervi az , neden el koyuyorsunuz.
>
>Dünyanin neresine giderseniz gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin
altinda petrol vardir.
>
>Silopi”nin alti da petrol denizidir.
>
>Yaz aylarinda etraftaki ocaklardan resmen petrol akar ve Hezil cayina
karisir.
>
>Gelin görün! Sadece petrol degil, burada cok zengin uranyum ve nikel
madeni de var” – Nereden biliyorsunuz? “Türkiye”deki analizlere
>güvenmedigim icin
>madenin her tarafindan örnekler alarak Almanya”ya bizzat götürdüm ve
analiz yaptirdim.
>
>Raporlari gönderdim size ( Sonuclar elimde Yatagan ve Tuncbilek”e
göre iki misli rakamlar var) dünyanin en önemli uranyum madenlerinden
birisi buradadir ve aktif haldedir..” Besir Yilmaz”in anlatacak o kadar
cok seyi var ki makineli tüfek gibi ard arda siraliyor.
>
>Ben de zaman zaman araya girip soru soruyorum.. – Petrol oldugunu
nereden biliyorsunuz? “Bu bölgede ingilizler 1967-87de petrol aramislar.
>Acilan kuyulardan gökyüzüne dogru 100 metre kadar petrol fiskirmis.
Ardindan kapatmislar ve betonlamislar.
>Benim madenimin yaninda da bu kuyudan var ve vanasini gelin birlikte
acalim eger beton ve civa basip tikamadilarsa bakalim ne kadar petrol
fiskiracak.
>
>Dönemin köylüleri arasinda hâlâ yasayan görgü taniklari var ve
petrolün 100 metre kadar fiskirdigini görenler var.” Besir Yilmaz
konustukca pür dikkat dinlemeye devam ediyorum.. “Vedat bey, asfaltit
maddesi olan her yerde petrol vardir.
>
>Eger petrol yoksa bana neden petrol cikartma ruhsati vermiyorlar.
>
>Musul ve Kerkük”ün rakimi 80-100 metre civarindadir.
>
>Cudi Dagi”ndaki petrolümüz resmen irak”a dogru akiyor ve basta
>ingilizler ve ABD bunu biliyor..” Besir Yilmaz bugünlerde Silopi”ye
bile zor gider hale gelmis.
>
>Devlet kamulastirilacak diye el koydugu madeni simdi Turgay Ciner”in
sahibi oldugu Park Holding”e devretmis.
>
>Durum böyle olunca, Yilmaz da dava üstüne dava acmis ve yürütmeyi
durdurma karari aldirmis.
>
>Eger tekrar el konulursa AiHM”ye basvuracakmis.
>
>Kisacasi madeninin pesini birakmiyor ama artik bölgedeki asiret
agalari da onun pesini birakmaz hale getirilmis..
>
>Bütün dava tutanaklari elimde okudukca dehsete kapiliyorum.. simdi
siki durun… Besir Yilmaz Basbakan Tayyip Erdogan”a bu durum üzerine
basvurmus ve dilekce vermis dilekcede aynen söyle yaziyor.. ” Bürokrasi ve
ceteler milletin hak ve hukukunu aramaktan bezdirmistir.
>
>Televizyonda ve basindaki konusmalarinizda “hortumcu cetelerin ve
bürokrasinin üstüne gidilecektir” diyorsunuz Millet buna cok seviniyor..
25 yildir gasp edilen madenimiz cete ve bürokratlarin, anayasa, kanunlar
ve insan haklari hice sayilarak ihale yolu ile peskes cekiliyor.
>
>Allah”a ve sizin yüksek adaletinize siginiyorum.” Besir Yilmaz devlet
tarafindan el konulan mallarini ve bunun karsiliginda devletin verdigi
parayi yaziya eklemis..
>. . 1- 35 km yol yaptim. 2- 500 bin ton hazir cikarilmis kömürüm var.
3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapilmis. 4- Mazot tanklari. 6- Dinamit
ambari. 7- Kantar ve kantar binasi. . Resmi olarak bana ait olan ve
vergisini ödedigim madenimde bugüne kadar yaptigim isler ve halen bulunan
demirbas ve cikarilmis maden icin ödenen para da 5.800.8000 TL.. (Buna
resmen gasp ve devlet terörü denir!..) Besir Yilmaz Basbakan Erdogan”a
yazdigi dilekcede devam ediyor.. ” Bu para halen bankada duruyor.
>
>Buna ragmen Türkiye Kömür isletmeleri ihaleyi adamlarina ve
hortumculara peskes cekiyor… “. . . Besir Yilmaz”in bu basvurusuna
Basbakan Erdogan bugüne kadar cevap vermemis.. Besir Yilmaz”dan al ve ABD
baglantili sirketlere ver… Uranyum konusu da bir baska skandal…
Güneydogu resmen petrol denizi üzerinde ve Türkiye ABD srmalarinin pesinde
“bize petrol bul” diye yalvariyor… . . . .
>
>Korkunc iddialar devam ediyor:. 6 mühendisin kafalari kesildi. . . .
>.
>TPiK diye Türkiye Petrolleri”nin kurdugu bir kurum yurt disina petrol
arama islerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar ediyor… Besir
Yilmaz diyor ki: “Kimin hain kimin isbirlikci oldugunu anlamak cok
kolay!..
>
>Eger bölgede petrol yok ise neden bana petrol cikartma ruhsati
verilmiyor.
>
>Ruhsati verin 800 metreden petrolü cikartmazsam ben bu ülkeyi terk
ederim.
>
>MTA yillar önce sondaj yapti 480 metrede su bulundu ve ardindan delici
aletin ucu kirildigi icin sondaja son verildi.
>
>Herkes bilir sudan sonra petrol gelir.
>
>Biz yerli teknoloji ile 1200 metreye kadar sondaj yapabiliriz kimseye
ihtiyacimiz yok.
>
>izni versinler siz görün petrol nasil fiskiracak..” Bu görüsmemizden
bir gün sonra Besir Yilmaz tekrar aradi ve Soma”da görevli bir mühendis
ile görüsmemi isteyerek telefon numarasini verdi.
>
>Adini burada yazmak istemiyor. Mühendis ile görüsmemde daha da carpici
gercekler cikti ortaya… Alti ay kadar önce Cudi daglari eteklerinde
bulanan 6 insan iskeletinin ne oldugunu bilip bilmedigimi sordu..ben de “
bilmiyorum” dedim. Mühendis ekledi ” Bu iskeletler 18 yil önce Cudi
Dagi”nda kaybolan 6 Türk petrol mühendisinin iskeletleri.
>
>Kafalari kesilerek öldürülmüs..” Dondum kaldim.
>
>Ne diyeyim.
>
>Kendisi de mühendis oldugu icin yalan söylemiyordur diye düsündüm.
Ardindan devam etti.. “Vedat bey Türkiye maden bakimindan dünyanin en
zengin ülkesi.
>Siz Ödemis yakinlarindaki Bozdag”in dünyanin en büyük altin rezervi
olan daglarindan biri oldugunu biliyor musunuz? Ama bu madenleri kimse
cikaramaz.
>
>Hata bu konunun üzerine giden gazeteciler öldürüldü.. Ugur Mumcu ve
cetin Emec”in öldürülmeden kisa bir süre önce bu madenler üzerine
gittigini biliyorsunuz her halde…” ilgiyle dinledim.
>O kadar carpici seyler anlatti ki, yazmaya sayfalar yetmez..
>iddialarin hepsinin belgeli oldugunu söyleyen bu mühendis, gazete ve
televizyon kanallarinda hicbir gazetecinin bu yönde bir haber
yapamadigini ve milletin resmen uyutuldugunu örneklerle anlatti.. Besir
Yilmaz”a son sözüm ” Bana anlattiklarinizi Genelkurmay”a anlatiniz mi?”
oldu. Aldigim cevap da aynen söyle.. ” Vedat bey her seyi belgeleriyle
birlikte birkac kez askeri büyüklerimize anlattim ama bugüne kadar bir
arpa boyu ilerleme kaydedemedik!”.. Ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin
etmis olanlar utansin!.. Son sözüm: “AB, ABD PKK”yi bosu bosuna özellikle
bu bölgede güclendirip milletin basina bela etmedi.
>
>Bölgeye gelecek baris ortami Türkiye”yi ekonomik olarak ucuracak
gelismelere gebedir!..”

17.02.2005

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Tayvan – Tayvan

-Hosgeldiniz. Ne icersiniz?
-Tayvan cok sicak.Soguk su alabilirmiyim?
-Tabii
-Mustafa Abi, soguk su dedin degilmi? Bu getirdikleri
sicak su.
-Bu getirdikleri sicak su!
-Herhalde yanlis anladi.Bir daha isteyelim.
Ama gelen yine sicak su.
Tayvana ilk gelisimiz 1997 yaziydi ve soguk su istiyorsak buzlu su dememiz gerektigini buzlu su desekte bir cok sirkette soguk su olmadigini ogrendik ve gelen bir bardak sicak su ile bizden cok farkli bir kultur ile tanismis olduk.

Her milletin kendine has farkli , ilginc ve gorulmeye deger kulturu vardir.Simdiye kadar bulundugum ulkeler icerisinde Tayvan da cok farkli bir kulture sahip.Gorulmeye deger ornek alinabilecek cok guzel degerlerin yaninda Turk insani icin garip gelebilecek farkli unsurlarin oldugu bir kultur.
Yirmi katli bir binada oturup yanindaki kapi komsun ile hic bir araya gelmemek …..Yolda karsilastigin Tayvanli her insanin sarisin , kumral yani esmer olmayan insanlari, daha dogurusu her yabanciyi suphesiz Amerikali dusunmesi…Dorduncu ve onuncukatlarda daha ucuza kiralik yer bulunabilmesi….

Bunun yaninda takdir edilip , ornek alinabilecek cok degerlerde var.Yesil isik yanmasina ragmen ondeki aracin soforu cep telefonu ile konustugu icin hareket
etmemesini , kizilacak bir sey olmasi lazimken sabirla bekleyip kornaya basmamasi…Yabancisin diye heryerde bir cok insanin sana yardim etmek icin elinden geleni yapmasi…Posta memuruna kadar cogu insanin kendine
gunluk , haftalik, aylik program yapip not tutmasi…Bir isi zorda olsa basarmak icin sonuna kadar takip edip , sabredip yilmamasi…Kucucuk bir ada icinde enerji dolu bu insanlarin cok calisip eskiden calismak icin gittigi insanlarinin simdi
Tayvan`a calismaya gelmesini saglayacak kadar cok calisip , Tayvani bu gunlere getirmesi ise herseyin ustunde takdir edilecek bir sey…

Tayvanda ticaret yaparken hergun farkli kulturun birbaska ozelligini ogreniyor, bazen de gipta edip keske bu guzel degerler herkeste olsa diyorum.

Cok zengin ve birbirinden guzel yemekleri olan Turk mutfagini bilen bir Turk olarak Tayvan yemeklerine alisamasamda sevebilecek cok sey var Tayvanda ve
burada yasamaktan memnunum…

Erol Kozoglu
Tayvan`da yasayan bir Turk isadami… Mart 2001

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Kemer

Antalya’ya uçakla gidiyorsanız, taksi fiyatlarının yüksek olduğunu bilerek gitmenizde fayda var.

Turistik bir yer olduğu için, fiyatlar Euro üzerinden fikslenmiş durumda. Mesela Antalya-Kemer arası 40 kilometrelik bir uzaklık ve taksi fiyatı 50 Euro.

Kaldığım otel ile en yakındaki kasaba arası sadece 3 km olmasına rağmen taksi fiyatları İstanbul’dan daha pahalıya geldi.

Anadoluda fiyatlar İstanbul’dan ucuzdur deyip, nakit paranız olmadan çıkmayın yola derim.

Antalya- Kemer arasında yol çalışmaları yüzünden öğle saatlerinde bazen yollar trafiğe kapatılarak, yol çalışması yapılıyor, programınızı yaparken bu noktaya dikkat etmenizi tavsiye ediyorum.

22.07.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Nepal – Nepal

Nepal`i hep filmlerden hatirlarim..Seneler boyu seyrettigim o mistik havali filmlerde kahramanimiz modern hayatin sikintilarindan kopup gelir ve Nepal`de bir tapinakta ic huzura ulasirdi…

Kafamin bir kosesinde her zaman Nepal`e birgun gidebilmek hayali yasardi.. Ve buna Hindistan ziyareti sirasinda Nepal`i de ekleyerek ulasma sansim oldu..

Nepal icin vize gerekiyor ve bunu Nisantasi`ndaki Fahri Konsolosluktan alabiliyorsunuz hemen. Ulasim olarak direkt ucus henuz yok, bu nedenle biz GULF AIR ile ucmayi tercih ettik. Bahreyn uzerinden gectik. Hindistan seyahati sonrasi Kathmandu`ya ucup dunyaca unlu bu kente ayagimizi bastik.

Kathmandu tam bir turist sehri.Hayat Amerikali ve Avrupali turistlerin tum ihtiyaclarini gidermek icin programlanmis. Aradiginiz herseyi bulabilirsiniz. Himalaya dagina gidecek dagcilar icin her turlu erzak ve aksesuar bulunuyor.

Otellerin fiyati cok degisken, 10 dolardan 120 dolara kadar konaklama mumkun. Biz 60 dolarlik bir otel sectik ve idare ederdi. Ama turist kitaplarinin dedigine gore 10 dolarlik bircok otelin standartlari da o kadar kotu degilmis…

Nepal Krallikla yonetilen bir ulke ve komunizm halen etkisini surduruyor. Nepal fakir bir ulke. Insanlar guleryuzlu..Her kosede bulunan tapinaklarda insanin genzini yakan tutsu dumani karsiliyor .. Sokaklarda degisik bir kosusturma, gelenler gidenler, insani yoran bir ortam,,hele Durbar Square denilen o meydan yok mu? O kalabaligi yasamaniz lazim..o hava bir degisik gercekten ve anlatilamayacak bir an..

400 basamakli Swayambhunat tapinagini kacirmayin Kathmandu`da. Mukemmel bir tapinak..eski ve cekici. Oldukca yuksekte ve Kathmandu`ya yukardan seyrediyorsunuz burada..400 basamagi cikana kadar birkac mola vereceginizden eminim..tapinagin diger adi maymun tapinagi..bu ismi vermeleri cok dogal cunku yolunuz boyunca maymunlar kosturup duruyor onunuzden yaninizdan…

Taksiciler burada cok ilginc..Hindistan`daki rikshalar burada da mevcut ve fiyatlar soforun insafiyetine kalmis durumda…Pazarliksiz hayatta binmeyin, sonra uzulurseniz karismam:)

Durbar Meydaninda HOLY yani kutsal sayilan insanlar sizi yanlarina cagirip guya kutsamak istiyorlar…nitekim beni de yanina cagiran bir pesmurde, kir pas icindeki bu insana soyle bakip eger kutsallik bu sekil olmaksa birakin ben kutsanmadan yasayayim demeden gecemedim.Bu insanlarin yuzu gozu boyali, ustleri dokuluyor, gelen gecenin verdigi yemeklerle geciniyorlar…dilenmeleri cok normal karsilaniyor cunku dilenmek insanin nefsine agir gelir ve dilenirseniz gururunuzu ayaklar altina alirsiniz felsefesi
ile dilencilik destekleniyor….

Kathmandu seyahati sirasinda degisiklik yapip Everest`e ucak sefasi yapalim deyip 200 dolar vererek sabahin 5`inde kalkip havaalanina koylduk ama sansimiza hava bulutlu oldugu icin ucus iptal edildi..ve otele buyuk bir hezimetle geri donduk..

Biz de paramizi geri alip o parayi Safari turuna yatirarak macera yasayalim dedik. 2 gunluk bir turdu bu ve Dunya`da nesli tukenen tek boynuzlu gergedan gorme sansimiz olacakti..buyuk bir zevkle otobuse atladik ve topu topu 180 kilometrelik yolu yollarin rezaleti yuzunden 5 saatte zor alabildik…Bir kasabada birakti otobus bizi ve bu noktadan sonra bir jeep ile dag yollarini gecmeye basladik…yanimizda bir antropolog vardi ve Nepal`de tam 15 yilini Nepal yerlileri uzerine calisma yapmakla gecirmisti. Mukemmel Nepalce konusuyordu. Yanimizda boyle bilgili birinin olmasi bizim icin bir sansti.

Neyse gide gide bir tatil koyune ulastik..bungalow evler ve orman ve patika ..mukemmel bir kacis modern hayattan…evlerde elektrik yok ve gaz lambasi kullaniliyor. her yerde bocekler cevrenizi sariyor. gozunu sevdigim medeniyet neredesin? ama gene de mutluyum, cunku farkli bir tarz bu. Aksam ustu fil uzerinde safari gezisine cikiyoruz, yagmus yagiyor, balta girmemis bir ormanda fil ustunde ilerliyoruz…sessizligi kuslarin civiltisi ve yagmurun sesi bozuyor ama insani dinlendiren bir sekilde…ardindan rehberimiz sessiz olmamizi isaret ediyor. orada duruyor ve tek boynuzlu gergedanla karsilasma ve fotograflarini cekme sansina sahip oluyorum. Yolumuza devam ediyoruz ve geri donuyoruz koyumuze….Gece ilkel hayat sartlarinda butun olumsuzluklara ragmen derin bir uyku cekiyorum.Kendi kendime sasiyorum bu arada, temizlik konusunda titiz biri icin galiba fazla diyorum kendi kendime bu kadari da:)) ..

Sabah erkenden uyandiriliyoruz, kahvalti sonrasi ormanda yuruyuse cikiyoruz.Yagmur hafiften ciseliyor ve bize verilen naylon yagmurluklar bir nebze rahat hareket etmemizi sagliyor. Koskocaman orman icerisinde urperiyoruz aliskin olmadigimizdan.. Kus sesleri civil civil..yuruyus ayakkabim terlik sandalet…ayaklarim toprak ve cimenlerle temas halinde, muthis bir zevk bu camurlarla hasir nesir olarak yurumek..bir muddet sonra ayak basparmagimla ikinci parmagim arasinda bir igne batmasi gibi bir sizlanma hissediyorum, anlayamiyorum dogal olarak ne oldugunu, 3-5 dakika devam ediyorum yurumeye…dayanamiyorum ne oldugunu anlamak icin bir ayiriyorum parmaklarimin arasini , siyah bir yaratik…SULUK!!! bulmus helalinden 0 Rh + kani, korukluyor kerata kanimi… Grup lideri hemen tutup atiyor parmaklarimin arasindan rahatliyorum..

Ormandaki agaclar bir baska guzel geliyor yagmur yagdiktan sonra, hele sizde bir islak agac parcasina donmusseniz keyfinize diyecek kalmiyor zaten…

Timsahlar kenarda yuzuyor, ve biz bu nehirde dolasiyoruz, korku ve heyecandan memnun bir sekilde:) kenarda ilkel Nepalliler ilkel sistemleriyle balik tutuyorlar. onlar ilgimi cekiyor…

Safari seyahatimiz o kadar dolu dolu ve zevkli geciyor ki, donus yolunda uyuyarak geliyoruz…Yolda insanlarin kucuk tuvalet ihtiyaclarini hemen oracikta yol kenarina yapmalarini saskinlikla izliyorum..Nepal`de erkeklerin bu yaptigi dogal karsilaniyor. Bizimle birlikte bu safari turuna katilan degisik ulkelerden insanlarin maillerini adreslerini almayi unutmuyoruz. Katilimcilarin cogu ogrenci henuz ama dunyayi dolasiyorlar , imreniyorum…

Nepal`de insan kendini gercekten farkli bir ortamda hissediyor, bir taraftan mistik kokuyor bir taraftan turistik, diger taraftan dunyanin catisi denen himalayalarin bir bolumune komsuluk yapiyor…Ben Nepal`i cok sevdim ve tekrar gidebilmek icin elimden geleni yapacagim. Nepal insani cok sicakkanli. Insani rahatsiz etmeyen ilgi gostermeleri cok guzel. Hippilerin 1960`lardan itibaren bu ulkeye akin akin gelmesinin de halk uzerinde yabanciya aliskin bir hava veriyor ve sokaklarda yururken fazla rahatsiz olmuyorsunuz. Siz de degisik bir ulkeye gitmek isterseniz Nepal ile bu amaciniza ulasabilirsiniz.Kesinlikle imkaniniz varsa kacirmayin derim.

27.01.2004


Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Tayvan – Tayvan

Tayvan benim ilk gozagrimdir, 1990 yilindan beri senede 2 kez ziyaret ederim.Taipei bildiginiz uzere Taiwan`in baskenti. Genelde seyahatlerim Taipei agirlikli olmakta…

Lisedeyken isyerine Tayvan’dan mektuplar gelirdi ve Gönderen kösesinde “Taiwan, ROC” diye yazardi…O zamanlar daha yeni yeni ingilizcemin gelistigi dönemler oldugundan ROC ne demek acaba diye düsünür dururdum….en sonunda ögrendim neymis ROC ? Republic Of China demekmis.

Tayvan`da tayvan cincesi konusulmaktadir, bu biraz sive farki olan bir cincedir, Tayvanca diye bir dil de kullanilir ada sakinlerince ve bu biraz daha zor anlasilir bir dildir. Tayvan`da cincenin en eski sekli basitlestirilmemis cince kullanilir, simdi sorabilirsiniz ne demek bu diye, anlatayim . Cin`de alfabedeki zorluklari kolaylastirmak icin bircok karakteri kisaltmis ve karakterlerin daha kolay yazilmasi programina girilmistir, okullarda artik bu tip basitlestirilmis alfabe ogretilir Cin`de, ama Tayvan klsaik alfabeden odun vermemektedir, bu nedenle Tayvan`daki bazi karakterleri Cin`de artik goremezsiniz.

Cin ile Tayvan arasindaki sogukluklar cesitli zamanlarda ekranlarimiza gelmekte..Cin taraftari politikacilarla, ozgurluk taraftari politikacilarin sac saca, basbasa kavgalarini buradan gulerek izlemis olsakta, olaya biraz dikkatli bakinca aslinda ne kadar zor bir secim oldugunu kolayca anliyoruz. Cin ile birlesmek nasil olacak? SOnra bir donem Cin bu insanlari kendi eliyle kovmus Cin`den, simdi Tayvanlilaa gelin biz birlik olalim demeleri ne kadar baglayabilir bir Tayvanli`yi? Politikacilarin da cozmeye calistigi ama sonunda kavgaya tutustugu nokta iste bu…Birlik mi , ozgurluk mu? Bekliyorum bakalim ne olacak sonucta… Ama sunu belirtmeden gecemiyecegim…Amerika Tayvan uzerinde daima onemle duruyor ve Jandarmaliktan vazgecmiyor, Cin ile her toplantida TAYVAN meselesi konusuluyor…..

Cinliler Tayvan`i sanki kendilerinin bir parcasi gibi gostermekten cekinmiyorlar ve son 5 seneden beri ozellikle her Cin haritasinda Tayvan eyaleti olarak ciziyorlar. Konustugum neredeyse her Cinli Tayvan Cin`in bir parcasidir diyor, ama konustugum her Tayvanli`dan ayni sozleri duydugumu soyleyemiyecegim…Tayvanlilarin halen buyuk bir cogunlugu ozgurluk taraftari.

Tayvan`in o kadar cok eski bir tarihi yok, tabii ki yasayan ilkel kabileler olmus cesitli donemlerde ama oyle mukemmel bir uygarlik olarak yukselememisler..bunda da ada olmanin ve disa acilamamanin verdigi sikinti unutulmamali. Zaten Tayvan`in soyle ciddi anlamda onemi 17.ci yuzyilda basliyor. O zamana kadar yasayan kabileler balikcilikla ugrasan insanlardi. Daha sonra Cin`den insanlar yavas yavas bu adaya yerlesmeye basliyorlar ve en onemli nufus artisi 2. Dunya savasi sonrasi Cin`den gelen gocmenler tarafindan oluyor ve bugunku modern Tayvan`in ortaya cikmasi iste bu doneme rastliyor.

Adaya yerlesen Cinliler`e yeni is imkani saglamak dogal olarak onlarin buraya gelmelerinde onayak olan Amerikalilara dusuyor ve yeni yeni fabrikalar, agir sanayiler buraya kurulup insanlarin dunyaya acilmasi ve mal satmalari destekleniyor. Bu destekler tabii ki insanlik namina degil politik nedenlerle yapiliyor. Kimse elin Cinlisine Allah rizasi icin kalkip Amerika`dan gidip yardim etmiyecegine gore:) Bu konuyu fazla incelemeye burada gerek yok saniyorum.

Taipei ilginc bir sehirdir…Sokaklar o kadar birbirine benzer ki, her gectiginiz yeri digerine benzetirsiniz. Mesela Nanjing caddesi en buyuk caddelerden biridir ve bir cok bolumden olusur, dogu , bati, birinci kisim, besinci kisim vesaire…Eger bir adrese gidecekseniz kesinlikle hangi kisim olduguna dikkat edin yoksa ortada kalabilirsiniz…

Taipei`de onemli turistik merkezler arasinda Tarih muzesi beni en cok etkileyen yerdir. Eger vaktiniz varsa kesinlikle kacirmayin derim. Burada Tayvan tarihinden kesitleri ogrenirken ayni zamanda eski donemlerde TIBET RAHIPLERInin insan kafataslarindan nasil icki kadehleri yapmis olduklarini ve bugunlerde bu kadar populer olmalarina karsin gizli kalmis ne gibi ozellikleri oldugunu bu muzede biraz gorebilirsiniz. Ama ozellikle bu bolumde fotograf cekilmesine nedense izin verilmiyor, dusunuyorum da acaba insanlarin Tibet rahiplerine bakisinin degisebileceginden mi korkuyorlar ki?

Taipei tapinaklari icinde en etkileyici olani bence LUNGSHAN tapinagi..17. yuzyildan kalma bu tapinagin daha sokagina girdiginizde burnunuza tutsu kokulari gelecektir…Icerde dua edenler, tutsulerle tanrilara dert anlatanlar , egilip yeri openler gorurseniz sasirmayin. Tayvanlilar Cinlilere nazaran daha dindardirlar. Din ozgurlugu burada daha fazladir. Lungshan Tapinagi da mukemmel bir fotograf malzemesi olarak kullanabileceginiz bir eserdir.

Tapinagin hemen onunde aksam vakitlerinde KOR MASAJCILAR siralanir… Bu korlerin cok iyi masajci olduklarini ogrendim. Ben yaptirmadim ama tavsiye edildi , denemesi size kalmis:)))

Tapinak civarinda NIGHT MARKET yada gece marketini sorun… Gece marketinde ufak tefek hediyelik esya ve incik boncuk bulacaginiz gibi asil ilginc olan Yilan Marketini de goreceksiniz.. Bu market kucuk bir pasajdan olusuyor, ozelligi ise buraya insanlarin gelip ozellikle yilan ve su kaplumbagasi eti yeme ve kani icmeleri.. Fotograf cekmek kesinlikle yasak burada, ama ozellikle yilanlarin nasil kesildigi , kanlarinin ickiyle karistirilip nasil icildigi, daha ilginci ise, yilan zehirinin nasil akitilip onun bile icildigine sahit olacaksiniz.. Bu noktada burada tayvanlilara soyle boyle demek derdinde degilim tabii ki cunku onlarin kulturune gore yilan ve su kaplumbagasinin eti de kani da cok degerli ve genclik asisi sayiliyor. Insanlar ozellikle gelip burada o kadar para verip yemeklerini yiyorlarsa bir nedeni vardir onlara gore oyle degil mi???

Bilgisayar ve elektronik uzerine birseyler bakiyorsaniz, BADEH Caddesine gidin.Ama ic piyasada fiyatlar o kadar cazip gelmiyecektir bastan soyleyeyim. Ben sahsen hayal kirikligina ugramistim gittigimde ama gene de yeni teknolojilere bakmak isterseniz bir bakmakta fayda var derim.

Bugün dünya bilgisayar sektörünün kalbi Tayvan’da atmakta..Bu sadece bilgisayar için degil daha birçok sektörde böyle.Çogunuzun cebini süsleyen kalemler, evinizde isyerinizde kullandiginiz elektronik cihazlar ve daha nice esyalarda ‘Made in Taiwan’ yazisini görmek mümkün…Insan şöyle bir düsünüyorda bizim yuzolcumumuz yaninda sadece bir sehrimiz kadar yüzölçümüne sahip olan bu ADA’dan eksigimiz ne acaba ?

Tayvan`da yemek konusundaki problemi son senelerde biraz atlattik sayilir cunku acilan KUNMING Restaurant bizim zevkimize yakin yemekleriyle en azindan pidesiyle mukemmel bir lokanta olup cikiverdi. Kendisi de musluman olan YAKUP Bey sevimli bir kisi ve sadece Turk oldugunuzu soyleyin ve size o zaten yiyebileceginiz yemekleri getirecektir. Coban salatasi , Musakka, biberli et tavsiye edilen yemeklerden:)) Kunming Restauranti butun turist kataloglarinda gorebilirsiniz.ozellikle THIS MONTH IN TAIWAN Dergisi heryerde zaten bedava dagitilmakta ve orada gerekli bircok bilgiye de ulasabilirsiniz Tayvan ile alakali.

Yemek dedim de aklima MONGOLIAN BARBEQUE geldi . onu da anlatayim bari . Bir keresinde bir firma bizi Mogol lokantasina goturdu, etler dilimlenmis ve hazir bir sekilde bekliyor koca tepsilerde, tabaginiza istediginiz tavuk, koyun, inek artik neyse etini alip ahciya veriyorsunuz, ahci da kocaman ates uzerinde duran tava uzerine atip o etleri biraz sebze ve baharat ve tuzla karistirip bir guzel kizartip tabaginiza koyuyor . Ilginc bir pisirme sekli, ilginizi cekebilir.

Tayvan bir motorsiklet cenneti bu arada. Trafik isiklari yesile dondugunde sanki motorsiklet ordusu hareket ediyormus sanirsiniz. Sokaklarda parketmis motorsikletler zaten bir seriti dolduruyor ve size dar bir yer kaliyor yurumeniz icin.

Taksi soforlerinden ilginc bir sey ogrendim. BINLANG… Bu hindistan cevizinin daha tomurcuk hali, ve icine kesip bir sos koyuyorlar, kucuk paketler halinde satiliyor ve taksiciler bunu sakiz gibi cigniyor ve tadi gecince de bir guzel tukuruyorlar. Bunu cok cigneyenler hemen anlasiliyor cunku disleri kahverengi yapiyor bir muddet sonra, bu kadar sevilme nedeni ise uyku kacirmasi, gece gec saatlere kadar calisan taksiciler bunu cok sik kullaniyorlar. Bu arada ben de denedim ve de hosuma gitti, her Tayvan seyahatimde bundan bir paket cignerim, isin komik tarafi bunu genelde taksicilerde gormeye aliskin Tayvanlilar bir yabancininda sevebilecegini dusunemedikleri icin oldukca komik bir etki yapiyor uzerlerinde:)))) Birbirini durtup a aaaa adama bak binlang cigniyor dediklerini cok hissetmisimdir:)))) ama deneyin, belki sizin de hosunuza gidebilir.

Tayvan`da ticareti devlet elinden geldigince yurtdisina acmaya calisiyor, her turlu setegi veriyor, insanlar gruplar halinde dunyanin dort bir tarafindaki fuarlara gidiyorlar..Benim birkac arkadasim senenin 3 ayi fuar fuar geziyor ve siparis aliyorlar…Devlet destegi cok onemli bu noktada, ozellikle ilgimi ceken bir nokta su oldu: Isadamlari dernekleri fuar programlarini toptan ayarlayip gidilecek yerlerden bircok indirim aliyorlar, dernekler araciligiyla devletlerden inanilmayacak destekler aliyorlar, sizin ayni fiyata 6 metrekare alacaginiz fuara ayni parayi verip 3 kati yer aliyorlar ..nasil mi? BIRLIK BERABERLIKLE….Tayvanlilar tek degil birlik olunca guclu olunacagini ogrenmisler kisaca.. En buyuk rakipler bu isbirliklerini omuz omuza yapiyorlar …inanmazsaniz inceleyin. Ben acaip saygi duydum bu yonlerine.

Tayvan ekonomisi gecen senelerde buyuk sikintilar yasamasina ragmen su siralarda standart cizgide gitmektedir. Yakin gelecekte cok ani degisiklikler beklenmemektedir. Ama Cin her gecen gun buyudukce Tayvan uzerinde agirligini artirmakta. Tayvan ise dunya capinda devlet statusune girebilme cabasinda ama Cin devlet olarak tanimaya kalkanlara agir tepkiler vermektedir. 5 sene evvel Kore`den aldigim Tayvan vizesinde ustte TAIWAN REPUBLIC yazdigi icin istanbul`daki Cin konsoloslugu benim Cin vizesi alamiyacagimi, tek cozumun pasaportumun degistirilmesi gerektigini soylemislerdi ve pasaportu yenilemek zorunda kalmistim. Kore Tayvan`i devlet olarak taniyordu ve oradaki vizelere TAYVAN CUMHURURIYETI yazmasi maalesef basimi epey agritmisti. Sniyorum artik bu sorun devam etmiyor eskisi gibi. Ama siz gene de Turkiye`den alin Tayvan vizenizi ne olur ne olmaz.

Tayvan her ne kadar turistik bir ulke olmasa da bence eger kucuk bir ulkenin nasil gelisebildigini gormek istiyorsaniz kacirmamaniz gereken bir ulkedir. Kucuk capli bir Cin kulturunu gorme firsatini yasayacaginiz bu kucuk adada size bircok sey cok ilginc gelecektir.

Tayvan kucuk bir ada dedik ama ulkemizdeki o hazin deprem felaketi sirasinda ozellikle budist TZU CHI Vakfi araciligiyla acaip yardimlar yolladilar bize. buradan tekrar bu vakfa tum milletim adina tesekkuru bir borc bilirim.

Saygilarimla

Subat 2001

Ali BAYLAR

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Almanya – Almanya

Almanya….belki de Avrupa`da bizi en cok ilgilendiren , bizi en cok etkileyen ulkedir Almanya. Filmlerimize konu olan Helgalar, Hanslar nasil unutulur ki? Ikinci Dunya Savasi sonrasi yerle bir olmus ulkenin kalkinmasi icin bizden isci talep eden Almanya daha sonra kalkindiktan sonra bu iscileri geri gondermeyi dusunse bile bizim ikinci ucuncu kusaklar asimile olduklari icin artik Turk-Almanlar olarak orada kalmak zorundadirlar. Geriye donenelerin de filmlere diziler konu olduklarini bilirsiniz.

Almanlarla ilk ciddi anlasmamiz Birinci Dunya Savasi oncesi olur. Ingiliz ve Fransizlarla olan dusmanligimiz icinde bize dost gorunen Almanlara yakinlasiriz, ve bir katakulle oyunu ile bir anda savasin icinde buluruz kendimizi, savastigimiz cephelerde aslanlar gibi cikariz ama kaybeden Almanya sayesinde bizde cok sey kaybederiz. Osmanli topraklarinin 3te 2si iste bu savas sonrasi elimizden cikiverir….Alman dostumuzun maalesef aci hatirasidir bize biraktigi….

Ikinci dunya Savasi ise kendilerinin sonu olur… Hitler liderliginde secilmis irk pesinde kosarken, dunya liderligini isterken maalesef gene yakilip yikilir ve epey zararla cikilir savastan. Geride bircok yetim cocuk, yikik sehir ve hasarli bir ulke birakilir.

Konustugum cok yasli bir ihtiyar, savas gunlerinde ne kadar yokluk cekildigini ve restoranlarda fiyatlarin aninda degistigini ve yemege baslarkenki fiyatin yemek bitince degisecek kadar degisken bir donem gecirdiklerini anlatti..gerci bizde de o donemdeki yokluklar anlatilir buyuklerimizden duymussunuzdur karne ile ekmek alindigi gunleri.

Savas sonrasi dedik ya yeniden kalkinmaya baslayan ulkede insanlar buyuk isler basardi ve bugunku Almanya yeniden yapilandirildi.. Bunda bizim emekci Turk iscilerini unutmak buyuk haksizlik olur .

Bugun Almanya`da iki bucuk milyon uzerinde Turk yasamakta. Her kasabada bile Turklere rastlamaniz mumkun. Ozellikle tren istasyonlari civarlari bizim memleket kokuyor. Her kosebasinda bir donerci bir turk marketi gormeniz mumkun. Insanlar turkce konusuyor her yerde. yabancilik cekeceginizi sanmiyorum…Frankfurt`ta diyebilirim ki taksi soforlerinin yuzde 80`i Turk, gerci su siralarda Pakistanlilar taksi soforlugunu elimizden almaya basliyorlarmis ya, kulagimiza gelen haberler arasinda bu da. Zaten orada isi ogrenen Turkler birbirine destek olup agir islerden alip arkadaslarini daha rahat islere yerlestiriyorlar, bu noktadan bakinca da birlik beraberliklerini gorunce insan mutlu oluyor.

Almanya`da trenler en uygun ulasim araclarindan. Trenler bizdeki gibi yuzyillik degil, elektrikle calisan trenler saatte 200 km hizla giderken insan neden neden bizde boyle tren yollari yapilmiyor halen demekten kendini alamiyor. Demekki isteyince hersey olabiliyor.Darisi basimiza..dusunsenize Ankara-Istanbul arasi 2 saatte gidiyorsunuz…hayali bile guzel, ama kimin isine gelir, kimin isine gelmez bunu insa etmek dusunmek lazim……

Almanya`da cocuk basina belirli miktarda devlet yardimi yapiliyor, bunu duyan bizim iscilerimizin bir kismi da surusune bereket cocuk fabrikasi olmus durumda… hatta duyduguma gore bazisi calismayip bir de ek yardim alip krallar gibi yasiyormus bugune kadar ama son yillarda bu yardimlar biraz azaltilmis. simdi o kadar da rahat degil insanlar…

Dazlaklar bizim Turklerin en sikinti cektikleri yabanci dusmani grup ..Arada sirada haberlerde saldirilarini duyuyoruz, ama bizim Turk genclerde onlarin karsisinda gruplar kurmus ve catisip duruyorlar arada sirada. Almanya`da Turkler birbirine cok siki baglilar ve bu yuzden kolay kolay saldirya ugramiyorlar, ugrasalar bile karsi saldiridan eksik kalmiyorlar.

Arabalar bizdeki fiyatlara gore cok ucuz ..nedeni ise ithal vergisi olmayinca dogal olarak cok ucuza iniyor fiyatlar.mesela 2 yillik Mersedesleri 20.000-30.000 marka almak mumkun. bizdeki yerli arabalari bile neredeyse bu fiyata almak mumkun degil burada…

Taksilerin neredeyse hepsi mersedes. Mercedes firmasi burada taksicilere kolaylik sagliyor ve ucuza veriyormus, tabii ki motorun saglamligi yuzunden taksicilerin tercihi oluyor bu marka.

Frankfurt havaalani dunyanin belli basli havaalanlarindan birisi ve neredeyse 40 seneden beri yeni eklemelerle daima buyuyor..Vaktiniz varsa bir inceleyin derim.

Eskiden Almancilar ne getirse ilgimizi cekerdi, hatirlarim 1980lerde bir akrabamiz polaroid makine getirmisti, ne ilginc gelmisti bize. Sonra bir dijital saat getirmisti de amma hava atmistim arkadaslara:)))) Ya o Alman Cikolatalari? yemeyenimiz var midir?hatta dilim dilim saklar ve yerdik gunlerce… Biz de cok degistik ve gelistik kabul edelim…Gecenlerde Almanya`ya gittim gene ve artik cikolata almadim, neden mi? hepsi zaten bizim marketlerde bulunuyor artik….neden agirlik edeyim ki?

Bu arada bir notu da eklemeden gecemeyecegim.. Almanya`da cok guzel tekstil urunleri satan bir magazanin tum urunleri Turkiye`den gidiyormus, haberiniz olsun:)) arkadaslarimin dedigine gore gunde 3 konteyner tekstil urunu deposuna yanasir ve ayni gun bitermis mallar:))) Hem gurur duydum hem de ilgimi cekti…

Neyse efendim…Almanya`dan da bu kadar simdilik.

Saglicakla kalin..

27.01.2004

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Üyelerimize Küçük Hatırlatmalar

Sayın Üyelerimiz,
Sitemize göstermiş olduğunuz ilgi ve alakaya içten teşekkürlerimizi sunuyorum.
Seyyahamca sitesine neden üye olayım ki diyen bazı arkadaşlarımız var, aslında bu soruyu sormaları çok doğal. Müsaade ederseniz kısaca amaçlarımızı anlatayım, bu sayede üyelik sistemimizi daha iyi anlamış olacaksınız.
1- Sitemizin ana tema’sı, gezilen yerler ile alakalı tavsiyeler, düşünceler, şikayetler,başımızdan geçen ilginç olayları, siteyi ziyaret edenlerin bilgisine sunabilmek.
2- Yazdığınız yazılarda öncelikle birkaç cümle ile anlatmamanızı rica ediyoruz. Şuraya gidin çok güzel demenin siz de kabul edersiniz ki hiçbir faydası yok. Bu nedenle yazılarınızın biraz detaylı olmasına dikkat etmenizi rica ediyoruz.
3- Gittiğiniz bölge hakkında eğer beğendiğiniz ve beğenmediğiniz özellikleri,objektif açıdan verebilirseniz sanıyorum gerçekten mükemmel bir bakış açısı yakalayabileceğiz.
4- Yazılarınızı sitemize göndermeden önce TEXT olarak bir kenarda yazarsanız, kolayca sitemize upload etme şansınız olacaktır. Bu sayede sizde de bir nushası yedek olarak kalacak, herhangi bir internet bağlantı sorununda bu yedek çok işinize yarayacaktır.
5- Yazılarınızdaki cümle düşüklüklerini elimizden geldiğince düzeltmeye çalışacağız fakat ricamız daha dikkatli yazabilmeniz.Bu konuda yardımınız için şimdiden teşekkür ediyoruz.
6- Sitemize birçok arkadaşımız birkaç değişik kullanıcı adıyla üye olmaya çalıştılar, Bu noktada ricamız her üyemizin bir kullanıcı açmaları olacaktır. İlerde gereksiz kullanılmayan üyeleri silmek zorunda kalacağımızı üzülerek belirtmemizde yarar var.
7- Seyyahamca sitesi amatör bir site olarak kalma amacındadır, bu nedenle üye sayımızı şişirmek gibi bir hevesimiz olmayacağı gibi,siteye yazı yazmayan binlerce üye yerine, yazılarıyla bizlere katılacak çok az sayıda üyemizin olması tercihimizdir.
8- Üye kaydı yaptıran arkadaşlarımızın bazıları ya yanlış mail adresi ya da çalışmayan mailler yazmışlar. Doğal olarak sitemize üyelik müracatı yapan arkadaşlarımıza otomatik mail gönderildiği için bu mailler eğer şifreyi ulaştıramazlarsa o üyenin kaydı onaylanamamaktadır.
9- Üyelerimizin bizlere kayıt olurken yazdıkları detaylardan sadece mail adresleri sitemize yazdıkları yazılarının altında yayınlanacaktır. ICQ,MSN,YAHOO gibi detayları yayınlamayacaktır. Üyelerimizin bize güvenini sarsmamak amacımızdır.

Sitemize sizin de yazacağınız yazıların bizim için değeri çok büyük, çünkü biz biliyoruz ki, her insanın bakışı farklıdır. Szin bakışınızla çok daha ince noktaları görebilme imkanımız olacak.

Lütfen seyahatleriniz hakkındaki iyi ya da kötü düşüncelerinizi bizimle paylaşın. TÜM DÜNYA’YA YAYINLAYALIM 🙂

saygılarımla

21.06.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Cebu – Filipinler

Cebu adasi Filipinler`in kuzey bolumunde olan kucuk bir adadir. Adanin bu kadar unlu olmasindaki neden hic suphesiz unlu denizci Magellan`in burada oldurulmesidir. Cebu adasinin en onemli ozelligi bence bu olmali.
15.ci yuzyilda Magellan, Ispanya`dan ciktigi yola, batiya dogru devam ederek Guney Amerika`ya ulasir. Burada bir muddet kaldiktan sonra tekrar batiya acilmaya karar verir. Yanindaki 300 civarindaki askeriyle beraber hem Ispanya`nin emperyalizm hayaline hizmet eder, hem de hristiyanligin tum dunyaya yaziylmasi icin caba sarfeder. Gittigi her yerde once HAC diker ve ardindan o ulkeyi ele gecirmek icin elinden geleni yapmaya calisir.
Yolu Cebu adasina duser en sonunda. Adanin lideri LAPU LAPU isminde bir yerlidir. Lapu lapu, Magellan`a misafirseverligini gosterir. HAC adaya dikilir. Hatta Lapu lapu bile vaftiz edilierek hristiyan yapilir. Hersey yolunda gidiyor goruntusundedir, fakat Magellan bir ay sonra adada tam hakimiyet isteyince Lapu lapu ile yollari ayrilir. Lapu Lapu ona duello teklif eder. Hayatta kalan adanin sahibi olacaktir. Magellan bunu kabul eder ve duelloyu kazanan Lapu lapu, Magellan`i oldurur.
Lapu lapu, Magellan`i oldurur oldurmesine ama adanin hakimiyeti gene onda kalamaz, Ispanyollar adayi gene ele gecirirler. Ardindan tum Filipinler adim adim Ispanyollarin eline gecmeye baslar.
Cebu adasi`na hayalimde cok farkli bir resimle ulastim. Hayallerimdeki ada ile alakasinin olmadigini gordugumde yasadigim hayal kirikligindan baskasi degildi. Adanin o resimlerdeki mukemmel koylari maalesef uzaktaydi.
Cebu halki cok fakir. Ben bu fakirligi bir tek Hindistan`da gormustum. Maalesef Cebu halki da cok fakir. Bir taksi kiralayip aksama kadar sehir turu yaptiriyorsunuz ve sizden aldigi ucret 5-6 $. Hersey cok ucuz.
Adanin gelir kaynagi sadece Mango meyvesi ve el isi hediyelikler. Incik boncuk meraklilari icin hos bir alisveris yeri burasi.
Adada gorulecek yerler arasinda Cin tapinagi, Magellan`in HACI (Magellan`s Cross), Ispanyol Kalesi (Fort) geliyor.
Cebu`da bircok turistik otel mevcut, ben bunlari gorecek kadar kalamadim orada ama ucuz bir yer ve mukemmel deniz istiyorsaniz Cebu adasina bir seyahat yapabilirsiniz.
Cebu`ya Hong Kong uzerinden Cathay Pacific havayollari ile, Singapur`dan Singapur Havayollari ile direk ucuslar mevcut.

Cebu adasi Filipinler`in kuzey bolumunde olan kucuk bir adadir. Adanin bu kadar unlu olmasindaki neden hic suphesiz unlu denizci Magellan`in burada oldurulmesidir. Cebu adasinin en onemli ozelligi bence bu olmali.

15.ci yuzyilda Magellan, Ispanya`dan ciktigi yola, batiya dogru devam ederek Guney Amerika`ya ulasir. Burada bir muddet kaldiktan sonra tekrar batiya acilmaya karar verir. Yanindaki 300 civarindaki askeriyle beraber hem Ispanya`nin emperyalizm hayaline hizmet eder, hem de hristiyanligin tum dunyaya yaziylmasi icin caba sarfeder. Gittigi her yerde once HAC diker ve ardindan o ulkeyi ele gecirmek icin elinden geleni yapmaya calisir.

Yolu Cebu adasina duser en sonunda. Adanin lideri LAPU LAPU isminde bir yerlidir. Lapu lapu, Magellan`a misafirseverligini gosterir. HAC adaya dikilir. Hatta Lapu lapu bile vaftiz edilierek hristiyan yapilir. Hersey yolunda gidiyor goruntusundedir, fakat Magellan bir ay sonra adada tam hakimiyet isteyince Lapu lapu ile yollari ayrilir. Lapu Lapu ona duello teklif eder. Hayatta kalan adanin sahibi olacaktir. Magellan bunu kabul eder ve duelloyu kazanan Lapu lapu, Magellan`i oldurur.

Lapu lapu, Magellan`i oldurur oldurmesine ama adanin hakimiyeti gene onda kalamaz, Ispanyollar adayi gene ele gecirirler. Ardindan tum Filipinler adim adim Ispanyollarin eline gecmeye baslar.

Cebu adasi`na hayalimde cok farkli bir resimle ulastim. Hayallerimdeki ada ile alakasinin olmadigini gordugumde yasadigim hayal kirikligindan baskasi degildi. Adanin o resimlerdeki mukemmel koylari maalesef uzaktaydi.
Cebu halki cok fakir. Ben bu fakirligi bir tek Hindistan`da gormustum. Maalesef Cebu halki da cok fakir. Bir taksi kiralayip aksama kadar sehir turu yaptiriyorsunuz ve sizden aldigi ucret 5-6 $. Hersey cok ucuz.
Adanin gelir kaynagi sadece Mango meyvesi ve el isi hediyelikler. Incik boncuk meraklilari icin hos bir alisveris yeri burasi.

Adada gorulecek yerler arasinda Cin tapinagi, Magellan`in HACI (Magellan`s Cross), Ispanyol Kalesi (Fort) geliyor.
Cebu`da bircok turistik otel mevcut, ben bunlari gorecek kadar kalamadim orada ama ucuz bir yer ve mukemmel deniz istiyorsaniz Cebu adasina bir seyahat yapabilirsiniz.
Cebu`ya Hong Kong uzerinden Cathay Pacific havayollari ile, Singapur`dan Singapur Havayollari ile direk ucuslar mevcut.

30.07.2002

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin