Nepal’de Safari

Katmandu’da dolaşırken bir seyahat acentasındaki reklam ilgimizi çekmişti. Safari turundan bahsediyordu. Dünyada bir tek Nepal’de bulunan, tek boynuzlu Rhino (gergedan)’ı bu safari sırasında görme şansımız da olacaktı.
Macera arayan birileri olarak hemen orada tur detaylarını aldık ve kaydımızı yaptırdık.
Gideceğimiz bölge sadece 180 kilometre uzaklıktaydı Katmandu’ya, en kötü ihtimalle 2 saat sonra oradayız diye hesapladık. Fakat bir hata yapmıştık.Nepal yolları dehşet kötüydü ve biz ancak 4 saatte varabilmiştik Safari bölgesine, ve vardığımızda zaten yorgunluktan ölüyorduk.
Geceyi ahşap barakada geçirecektik, heryerde bözekler cirit atıyordu, yapacak birşey yoktu doğal olarak çünkü SAFARİ bu zaten!!! Yani doğa ile birlikte olmak değil mi?
Ertesi gün Rhino’yu ve timsah gibi birçok hayvanı görünce ve fil üzerinde ormanda dolaşınca tüm yorgunluğumuz geçivermişti…

2.11.2002

İş Seyahatlerinizde Fotoğraf Çekin

Genellikle kendime baktigimda neredeyse seyahatlerimin buyuk bir kismi ticari seyahatlerimden olusmakta. Ilk bakista hemen insanin aklina is seyahatinde insan nasil olur da kendine vakit ayirip gezmek istedigi yerleri gorebilir diyebiliyor ama soyle dusunuyorum da aslinda dusunuldugu gibi zor bir sey degil bu…nasil mi? oyleyse okuyun bakalim…..

Herseyden once, seyahate gideceginiz ulke hakkinda on bir arastirma yapmanizda fayda var..Mesela diyelim Tayvan`a gideceksiniz.. Soyle basit bir arastirma yaptiginizda ilginc turistik yerler oldugunu kolaylikla ogreneceksiniz. Daha sonra akliniza yazdiginiz bu yerleri gittiginiz zaman bos vaktiniz oldugunda unutmamak icin bir kagida not edebilirsiniz..

Ikinci onemli nokta, seyahate cikarken kesinlikle bir fotograf makineniz bulunmali yaninizda, bu hem size begendiginiz , ilginizi ceken noktalari aninda goruntulemenize , hem de kendinizi turist havasina sokmaniza yarayacaktir..Ben her seyahate giderken olmazsa olmaz dedigim demirbasimdir makinem.

Gelelim ucuncu onemli noktaya…Gittiniz Tayvan`a ve geziyorsunuz fuarinizi, yapiyorsunuz isgorusmelerinizi …aksam oldu…hemen otele gidip yatmayacaginiza gore, yarim saat odanizda kucuk sekerleme yapip uzerinizden o yorgunlugu biraz atip, neden o kagida not aldiginiz yere gitmiyorsunuz? eger ilginizi ceken yer muze degilse buyuk ihtimalle aksamustu acik olabilecektir. Hele insani cezbeden, gece marketleri yokmu? kesinlikle ilginc gelecektir, e yaninizda makineniz varken ne duruyorsunuz, basin deklansorunuze veee mutlu bir hatira daha eklensin arsivinize…

Benim su ana kadar cektigm remin haddi hesabi yoktur bu sekilde…Ve genellikle cektigim resimler is gorusmesine giderken, fuar donusu, aksam yemek sirasinda derken bir bakiyorum, turistlerden cok daha buyuk bir arsivim olmus….

Bu noktadan baktigimizda goruyoruz ki, ben is seyahatine gidiyorum, ne gerek var fotograf makinesine dediginiz anda zaten isiniz bitmistir:)) hemen bu sayfadan uzaklasiyorsunuz ve isinizde basarilara yoneliyorsunuz…yok eger neden olmasin diyorsaniz hemen gidip bir makine begeniyorsunuz….

Son not: Fotograf Makinesi mi alacaksiniz? O zaman su noktalara dikkat etmenizi tavsiye ediyorum.. Makine ne kadar kucukse tasimasi o kadar kolay olacaktir. Ben senelerce omuzumda 750 gramlik Minolta makineyle gezdim is gorusmelerinde bile, ama simdi artik kucuk compact bir kameram var.Cebimde tasiyorum. Minoltam kadar kaliteli olmasa da isimi gene de goruyor. Zevk bu..Ne kadar kaliteli resim istiyorsaniz o kadar agirligi goze almaniz gerekecektir.

Hepinize bol fotoğraflı gunler dileğiyle

21.06.2002

Uzak İki Ülkenin Hikayesi – 3

ALFA ülkesini biraz kenarda tutup, BETA ülkesini anlatmaya devam edelim.

BETA halkı, kültürüne önem vermeyi sevmektedir. Binlerce yıldan beri devam eden medeniyetlerinin varolabilme başarısı kültürlerine verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Birçok kereler saldırıya uğradıkları halde, halen dimdik ayaktadırlar. Düşmanları tarihten silindiği halde onlar halen BETA’lılar olarak varlıklarını devam ettirmektedirler.

Televizyonlarından tutun da okullarındaki kitaplarına kadar her yerde BETA kültürü verilmeye çalışılmaktadırlar. Gençlere, BETA’lı olmanın değeri anlatılır, atalarının başarıları öğretilir. ALFA’lılar gibi atalarına düşman değillerdir. Tarihlerini yabancılardan değil, kendi belgelerinden öğrenirler.

ALFA’lılar Batı’lı olabilme uğruna yazı sistemlerini hiyerogliften latin alfabesine çevirmişlerdir. Sanmışlardır ki, alfabenin değişmesi ile Batı’lı olabileceklerdir, fakat bir noktayı görmemişlerdir, dünyada başarılı olan her ülke tarih boyu hep Batı’dan olmamıştır. Bugün Batı güçlüdür ama yarın kimin üstün olacağını kimse kestirememektedir. Bir dönem dünyayı yöneten Mısır’lı Firavunlar, bugün nerededirler? Alfabenin değişmesi değil, kafaların değişmesi ile modern olunabilir oysa. Artık olan olmuştur gerçi. Önemli olan bugün akıllı davranmaktır ama uyuyan yöneticilerle bunun başarılması da mümkün görülmemektedir.

BETA ülkesinde kullanılan alfabe kendilerine has bir alfabedir. Binlerce karakterden oluşmaktadır. Zordur. Öğrenebilmek için senelere ihtiyaç vardır. Alfa’lılar 29 harften oluşan hiyeroglif alfabelerini, öğrenmesi ZOR olduğunu düşünerek değiştirirken, BETA’lılar halen aslanlar gibi binlerce karakter üzerinde eğitim vermektedirler, ve işin komik tarafı çok kısa bir zaman zarfında koskoca ülke, kendilerinden nüfus olarak 20 kez küçük olan ALFA’lıları ekonomide geçmeyi başarmışlardır.

ALFA ve BETA halkları binlerce yıl önce rivayete göre komşuymuşlar. Her iki ülke halkı da diğeriyle rekabet halindeymiş. Alfalıların dedeleri canları sıkıldıkça, Betalılara saldırıyorlarmış. Beta kralı da koskoca bir duvar ördürmüş bunlara karşı, artık geçmeleri mümkün değilmiş Alfalıların. Betalılara göre o duvarın örülme nedeni BARBAR ALFA’lılarmış. Alfalılar da Betalılar hakkında güzel şeyler düşünmüyormuş zaten.. Betalıların entrikacılığı hep anlatılırmış Alfa ülkesinde bugün bile…

Aradan binlerce yıl geçmiş…. Alfalılar ve Betalılar birbiriyle olan eski bağlarını unutmuşlar. Menfaat dünyası bu ya! Gün gelmiş menfaatlar konusu ön plana çıkınca arada bir bağ kurma zamanı gelmiş….

Batı’lılar, BETA ülkesinin son zamanlardaki güçlenmesinden doğal olarak hiç memnun değillermiş. Bir kaç seneden beri ekonomilerindeki yavaşlama onların hiç te hoşuna gitmiyormuş, çünkü eskiden kolayca kazandıkları yüksek karlara artık kolay kolay ulaşamıyorlarmış. Defalarca yöneticileriyle, işadamları biraraya gelmişler. Sektör sektör tartışmışlar. Beta’lılara karşı alınabilecek önlemleri bulmaya çalışmışlar.Akıllarına ilginç bir fikir gelmiş. ALFA ülkesini koz olarak ortaya atabilecekleri tabii ki…Gümrük Birliği’ne üye olan Alfa’lıları Beta’ya karşı kullanmayı düşünürler. Mesela birkaç üründe koymayı düşündükleri ithalat KOTA’sını, Alfa ülkesi üzerinden yapabileceklerdir. Hemen Alfa’lı liderlere mesaj geçerler. Beta ülkesinden yapılan birkaç ürünün ithalatına KOTA koyun derler.

Kara haber Beta ülkesine ulaşır, şaşırırlar….Hemen kota koyulması düşünülen ürünlerle alakalı YETKİLİ kişiler çağırılır ve Alfa ülkesine görüşmek için gönderilirler. Amaçları, Beta ülkesinin ihracatına vurulacak bu engeli kaldırabilmektir.

10 kişiden oluşan heyette, her birisi kota koyulması istenen ürünler konusunda oldukça bilgili yöneticilerdir. Senelerdir devlet tarafından görevlendirilmişler ve tek görevleri, ilgi alanlarına giren ürünlerin dünya piyasalarındaki fiyatlarının kontrolu, kalitenin artırılması gibi noktalarda araştırmalar yapmaktır.

Alfa ülkesinde bu tip bir heyet yoktur oysa. Alfa devletinde Dış işlerle alakalı üniteler tabii ki vardır, fakat genelde Batı’ya dönük yönetilmektedirler.

Beta heyeti, Alfa ülkesine geldiği zaman çok şaşırır. Karşılarında sanki Alfa değil Batı heyeti durmaktadır. Alfa heyeti bütün maddeleri kaydeder ve Beta heyetini yolcu eder geriye.

Devamı DÖRDÜNCÜ BÖLÜMDE…..

21.06.2002

Seyahat Etmenin Zorlukları

 İlke defa Çin’e gelmişlerdi..2 kişiydiler. Çin’de yemek bulamazsınız denmişti kendilerine birileri tarafından.. Bir hafta kalacaklardı. Yanlarında getirdikleri erzak listesinden sadece bazılarını sayayım isterseniz:
6 tane Trabzon ekmeği
2 kg baklava
2 kg Antep fıstığı
1 kg ceviz
1 kg karışık kuruyemiş
100 adet poşet çay
10 tane konserve balık
1 kg beyaz peynir
…..
…..
…..

Bu gerçek bir olaydır……İster inanın ister inanmayın….

12.01.2005

Burası Çin Hemşerim!!!

Hep bize ait sanırdım şu deyimi…. BURASI TÜRKİYE KARDEŞŞİM!!!

Guangzhou Fuarından dönüyorduk…. Havaalanına geldik… Hong kong’a uçacağız ve oradan da transit olarak Tayvan’a geçeceğiz…. 4 kişilik bir grubuz…..

Havaalanında acaip bir kalabalık ve maalesef insanlar balık istifi gibi sıralanmış… Sıra bize geldi en sonunda…. Bana görevli dönerek, Siz uçamazsınız…..demez mi? Neden? Çünkü biletinizi okeyletmemişsiniz…. İyi ama biz 4 kişiyiz diğer 3 arkadaş nasıl oluyor da uçabiliyor da ben uçamıyorum aynı grubun içinde herşeyi beraber ayarladığımız halde?

– Burası Çin!!! demez mi görevli???

Ellem ettik kallem ettik maalesef uçağa bir türlü binemedim…. Arkadaşlarımı Tayvan’a uçakla yolladım ve Shenzhen’e bir taksi kiralayarak geçtim…Gece geç vakitte Hong Kong sınırını geçerek orada 2 gün boyu arkadaşları beklemek zorunda kaldım..

Burası ÇİNNN Kardeşşimmmm!!!

6.06.2003 

Çin Ve Basitleştirilmiş Çince Sorunu

Çin alfabesi, 40.000 karakterden oluşmaktadır. Günlük konuşmada 4000 karakter kullanılır ve kitap okumak için de 10.000 civarı karakteri tanımak gerekmektedir.

Binlerce yıldan beri, çinliler bu alfabeyi kullanıyorlar. Bazı karakterlerde ufak tefek değişimler olmakla beraber, genel anlamda karakterler orjinalliklerini halen korumaktadırlar.

Son yüzyılda Komünist Parti başa geçtikten sonra özellikle, alfabenin nedense ÇOK ZOR OLDUĞU iddia edilmeye başlanır. Eğitim sisteminde çok köklü değişiklikler yapılır. Alfabede, zor olduğu düşünülen karakterlerin BASİTLEŞTİRİLMESİNE başlanır.

Çincede karakterler, yazarken kaç kere elinizi kaldırırsanız o kadar vuruş sayılarak, karakterin vuruş sayısı ortaya çıkar, bazı karakterleri yazarken 12-13 tane vuruş yapmak gerekmektedir.

Komünist Çin Partisi, bütün ülke sorunlarını birer birer çözerken, aşfabe sorununu da çözmeyi ihmal etmemiş ve hemen bu sorunu çözmeye koyulmuş…. Zor olduğunu düşündüğü tüm karakterleri elden geçirip, okullarda zorunlu okutmaya başlamış.

Bu alfabe yobazlığına Hong kkong ve Tayvan karşı çıkarak, eski karakterleri korumaya devam etmiş. Bugün Tayvan ve Hong kong’da kullanılan bazı karakterleri maalesef küçük çinliler okuyamamakta….

Alfabedeki değişiklik, bugün için sorun değil ama birkaç nesil sonra insanlar atalarının okuyup yazdığı yazıları okuyamaz hale gelecekler… Kimin faydasına acaba bu? Çin’i bu kadar seven bir parti olsa, Komünist Partisi böyle bir karar almazdı diye düşünüyorum çünkü alfabenin yozlaştırılması, aslında kimseye, kuruş fayda sağlamıyor. Sadece bir amaca hizmet ediyor ama o da Çin Halkının amacına değil…

Burada fazla detaya girmek istemiyorum. Çin alfabesi benim kanaatimce mükemmel bir resim alfabesi ve olduğu gibi kalmalı derim ben.. Ama ben derim çünkü benim çinlilere bir garezim yok.. Eğer olsaydı o zaman alfabelerini de değiştirirdim, elbiselerini de, dillerini de, kültürlerini de…..

Çin halkı bize çok benziyor.. Kültür olarak ta, yaşantı olarak ta… Onlarla da birileri hep uğraşıyor ya hayırlısı bakalım :)))))

Saygılarımla

22.05.2003

Uzak İki Ülkenin Hikayesi – 1

Bir varmış,bir yokmuş… Uzaak ülkelerin birine birgün daha uzak ülkelerin birinden bir grup heyet gelmiş. Amaçları ne miymiş? Anlatayım dinleyin o zaman….

Bu ülkelerin birine Alfa, diğerine de Beta diyelim önce. Alfa ülkesi yöneticileri , batı sevdalısı ve doğu-batı karışımı halkını hiçe sayan ve sırf batılı ülkelerin yanına girebilmek uğruna herşeyinden ödün vermekten zevk alan bir tavır sergilemekteler.Son 70 sene boyunca Batılı olabilmek için gerekli tüm şartları Batı’lı Abilerinden aldıkları emirleri harfiyyen yerine getirmekle uğraşmalarına rağmen, biraz koyu renkli koyun misali hep dışlanmaktalar. Başka birçok basit devlet Batılı olmaya o kadar kolay hak kazanırken bu ALFA ülkesi liderlerinin anlayamadığı tek şey zenci olduklarının farkında olmamaları….. Batı onların zenciliğinden hoşnut değil çünkü….Bu durumda da uğraşmaları hep boşuna …her zaman boşuna…….

BETA ülkesi ise bir başka ilginç ülke. Bu ülke de senelerce komünizmle yönetilmiştir. Halkın her kesimi eşittir felsefesiyle hareket edilmesine rağmen halen belli bir kesimin nasıl bu kadar zengin olabildiğini anlayabilmiş değillerdir. Bugün biraz kapitalizmin gelmesiyle ülkemiz nar çiçeği gibi açılmış ve komünizmin gizli zenginleri piyasada son model arabaları ile gezebilme fırsatını bulabilmişlerdir….

BETA ülkesinin bir yönü çok ilginçtir. Bu ülkede yönetim halkının daha fazla sorun çıkartmasını istemediği için onların önünü açmaya çalışmaktadır, bu sayede halk çalışırsa para kazanabilecektir. Zenginlere saldırıları önlemenin de en güzel yolu budur zaten…

Ülkenin dört bir tarafına fabrikalar açılır…Koskoca ülkede dengeli büyüme sağlanması için her köşede kontrol merkezleri kurulur. Devlet kendi elleriyle, sektör sektör üretimi kontrol eder. Dünyanın dört bir tarafına görevliler göndererek, her üretilen ürünün o ülkelerdeki satışını, rakiplerinin gücünü kontrol ettirir.

Bu sıralarda ALFA ülkesinde neler olmaktadır? Liderler Batıya kendilerini kabul ettirebilmek uğruna ellerinden geleni yapmaya çalışırken zaten üretimi düşünen kalmamıştır. Tarım ilgisizlikten bitmiş, fabrikalar yanlış yönetimden kapanmıştır. Zaten dışardan alınan borçlar halkın sırtına ölene kadar bir yük olmaktadır.Vergiler haddini çoktan aşmıştır. Halk kazanabildiği üç kuruşu da vergi versin istenmektedir. Halktan alınan vergiler birilerinin cebinde erimektedir. Devletin hiçbir amacı kalmamıştır, çünkü tek amaç vardır Batı’ya girebilmek.

Batı, neden ALFA ülkesini kabul etmemektedir acaba? Oysa Alfa ülkesinde herşey Batılı olmaya müsaittir, madenler vardır, toprak bereketlidir, genç nüfus çoğunluktadır, Batı topluluğunda yaşlılar çoktur oysa, gençlere ihtiyaç varsa bunu ALFA gençleri çok rahat sağlayabilecektir… Ama dedikya ALFA’lılar zencidir. Batı’lılarsa BEYAZ…..

Batılılar bilir ki, seneler önce dedelerinin en büyük düşmanı ALFA’lılardı. Şimdi Alfalılar ayaklarına gelmiş ve yalvarmaktadır. Şimdi öç almanın tam zamanıdır. Eğilmektedir Alfa’lı büyük adamlar ayaklarına, bunu keşke görebilseydi soylu dedeleri de diye düşünürler her zaman.. Kolay mı? yüzyıllarca Batı’ya kök söktürmüş ALFA milleti bu gün gelmiş ve ayaklarına kapanmış ve beni de alın aranıza diye yalvarmaktadır….

Devamı İKİNCİ BÖLÜMDE……

21.06.2002

Turla Mı Yalnız Mı Seyahat Etmeli

Yurtdisi seyahatlerinde cogumuzun kafasinda bir sorudur bu konu….Acaba grupla gitsem rahat edebilirmiyim? yoksa kendi basima bir program yapsam nasil olur? Bu yazimizda bu konu ile alakali fikirler sunmaya calisacagim sizlere….

Oncelikle ingilizce bilmiyorsaniz dogal olarak size tavsiyem turla seyahat etmenizdir. Neden mi? Tur operatoru sizin sikintilariniza yardimci olacagi icin. Yaninizda sizin gibi turistler olacagindan yalnizlik korkusunu da uzerinizden atmis olacaksiniz kolaylikla. Oyleyse ingilizce bilmeyenler icin turlar avantajli diyebiliriz.

Eger sikilgan bir kisiliginiz varsa bu noktada da turla seyahat etmek isinize gelecektir cunku birlikte hareket edildigi icin birebir sikinti fazla yasanmayacaktir sizin icin.

Sahsen bana sorarsaniz turla gitmenin keyifli taraflari oldugu kesin derim. Birkac sene once Italya Turuna katilmistik ve o turda cok keyifli anlar yasamistik. Yeni dostlar kazanip geri donmustuk.

Turlarin sikintilari yok mu ? tabii ki var.Mesela otellerin nasil cikacagina emin olamiyorsunuz. Gidilen yerlerde istediginiz gibi hareket edemiyorsunuz. Spesifik hareket etmeniz zor oluyor …

Tek basina seyahatte ise insan biraz ozgur davranmanin zevkini yasiyor.istediginiz yere gidiyorsunuz. Ozgurlugun tadini cikariyor ve kaybolma zevkini yasiyorsunuz bu sekilde.

Ben genellikle is seyahatlerimden arta kalan zamanlarda kendime ayirip yeni yerleri gormeye calisiyorum ama dogrusunu isterseniz hic bir seyahatimde Tur ile gittigim kadar guzel yerler gormedim. 10 senedir Milano`ya giderim ama turla gittigim zaman gordugum kadar cok yeri halen goremedim.

Kisacasi eger yurtdisina gezmek icin gidecekseniz, ve yeni yerler gormek istiyorsaniz en ucuz ve saglikli ve de guvenli yol bence Turlar olacaktir.

Macera yasamak isteyenlere sozum meclisten disari tabii ki:))

21.06.2002

Elazığ Havaalanı

 Bingöl ve Tunceli’de yaşayan ve askerlik yapanlar bilirler, bu şehirlere giderken en hızlı ulaşımı Elazığ üzerinden uçakla gerçekleştirebilirsiniz.

Elazığ Havalimanı senelerden beri kendi haline terkedilmiş ve geliştirilmemektedir. Pistin uzunluğu büyük uçakların inmesine uygun olmadığı için küçük uçaklar hizmet vermektedirler.

Pistin uzatılması mümkün olmasına rağmen işlemler özellikle uzun tutulmakta ve ova üzerine kurulmuş olmasına rağmen havaalanının bir türlü uzatılarak,büyük uçakların inmesine imkan verilmemektedir. Bahane olarak havaalanının devamında bulunan tarla sahiplerinin arsalarını vermek istemediklerinden bahsediliyor, oysa biliyoruz ki istense herşeye çözüm bulunduğu gibi buna da kolaylıkla çözüm bulunabilecektir.

Yolcular, Malatya’daki havaalanına gönderilmekte ve 130 km uzaklıktaki bu havaalanına gitmek en az 2 saati bulmaktadır. Malatya Havaalanından Ankara ve İstanbul’a uçan yolcuların büyük bir kısmı Elazığ yolcularıdır. Hergün Elazığ’dan servislerle yolcular Malatya’daki havaalanına taşınmaktadır.

Elazığ Havaalanı, stratejik anlamda bu kadar önemli olmasına rağmen politik nedenlerden gelişmesi engellenmektedir. Yıllardan beri politikacılar verdikleri sözleri tutmamakta ve havaalanına bir çivi bile çakılmamaktadır.

Ülkemizin gelişmesi adına bu havaalanımıza gereken önemin verileceğini ümit ediyorum…..Bakalım o günleri görmeye ömrümüz yetecek mi?

15.08.2005

Milliyetçiliğin Böylesi

Seoul’dayız… Taksideyiz… Müzik çalıyor. Pop ve Amerikan stilinde….

Taksici ingilizce bilmiyor, yarım yamalak oruyorum…. Neden Kore müziği çalmıyorsun diye?

Adam hafiften kızarıyor…. Yol kenarında bir müzik store görüyor ve aniden duruyor… Gidip 2 tane kaset alıyor Kore müziği…. Arabaya gelip onları koyuyor.. Halen utanç halinde…Oysa ben çoktan unutmuştum o konuyu…..

9.06.2003