Hindistan’a Bakış – Hindistan

Hepimizin hayatının vazgeçilmez parçası olan baharatların diyarı Hindistan egzotik bir ülke olarak karşılamakta bizleri. Sanskritçe BHARAT ülkeye verilen isim. Türkçeye de baharat olarak geçen baharatın kelime anlamı Hindistan demektir.

Dünyanın en eski kültürlerinden biridir Hint kültürü..Hinduizm en eski dinlerdendir. Bir kültür dağarcığıdır Hindistan. Dünya üzerinde sizi dünya dışında hissettirmeyi başaracak belki de tek ülkedir.

Yıllar önce okuduğum seyahat kitaplarında gördüğüm o mükemmel çekici ülkeye 1999 yılında gidebilmek nasip oldu. Havaalanında bizi karşılayan o boğucu sıcak hava akımını unutmam mümkün değil.. Daha ülkeye ayak basar basmaz Neredeyim ben ? diye soruyor insan kendi kendine.. Gerçekten her şey değişik geliyor burada insana..

Sokaklara dalınca insan kendini belgesel bir filmde hissediyor. Yabancı olan onlar mı yoksa sizmisiniz diye düşünüyorsunuz. Bazı yerlerde yabancıları merak eden insanlar çevrenizi sarıyorlar. Sizinle fotoğraf çektirmek için bazen sıraya bile giriyorlar. Taj Mahal’de bu zevki epey yaşadık…

Ülke çok fakir insanlar her yerde..yol kenarlarında bizim çatılarda kullanılan saclardan yapılmış odacıklarda yaşayan insanlar dolu. Su yok, tuvalet yok, elektrik yok bu barakalarda.. Her yer dilenci dolu..Ama ilginç olan dilencilerde şaşırmış nasıl size yaklaşacaklarını…Önce yabancı olduğumuz için

“Jesus! Jesus!” diyerek hristiyansak ordan etkilemek istiyorlar..sonra ses yok bizde bu sefer “Alla! Allah ekber!” diyerek ordan vuruyorlar ve eğer acıyıpta birine üç beş kuruş verirseniz işte o zaman ALLAH deyip nasıl kurtulacağınızı siz düşünün diğer dilencilerin saldırısından.

Sokaklarda her türlü yiyecek ve içeceğin hatta suyun bile açıktaysa içilmememsi önemli bir uyarı..Bu ülkede salgın görülen Malarya hastalığını kapmak istemiyorsanız kesinlikle dikkat etmelisiniz bu noktaya.

İnsanların temizlik anlayışı yok denecek kadar az. Eğer eşim Nil Hanım gibi titiz bir insansanız yatağa oturup sinirden ağlamanız çok normal olacaktır. Kaldığımız bir otelde işte bu titizlik ve ordaki pislikelr yüzünden bin tövbe edip bir daha asla gelmeyeceğim buraya diyen eşim nasıl olduysa Hindistan’dan dönerken bir daha ki sefere daha dikkatli seçim yapalım demesiyle Hindistan için belki de söylenecek en güzel şeyleri söylüyordu.. Ne senle ne de sensiz yaşanmaz… Evet Hindistan işte bu kadar ilginç bir ülke ki, her şey aslında olumsuzlujklar üzerinde kurulmuşken insanı halen cezbedebilen bir atmosferi var. İnanın şu anda nereye gitmek istersin dünya da deyin Hindistan derim…

Agra ve Taj Mahal

Hindistan’ın simgesi olan Agra şehrindeki TAJ MAHAL’i görmeden Hindistan’ gördüm demek yanlış olacaktır. Taj Mahal’in aslında Türkler için bilinmeyen bir önemi olmalı. Çünkü eşi Mümtaz Mahal’e olan aşkını o ölünce türbesini inanılmaz güzellikte inşa ettiren ŞAH CİHAN Türk MOGUL Sultanıdır. Yani bir Türktür aslında.. Tarih kitaplarında genellikle MOGUL yada Moghul adıyla yazılan bu sultanlığı çoğumuz, Cengiz Han’ın Moğollarıyla karıştırdığımız için aslında bizim için de önemi çok büyük olan bu binaya dikkat etmeyiz. Iste artık ögrendiginiz bu kisa bilgiden sonra Taj Mahal’de gögsünüzü gere gere dolaşın 🙂

Agra’ya Delhi’den trenle tam bir macera ile gideceğinizden emin olabilirsiniz…Istasyonda yerlerde yatan insanların arasından hoplaya zıplaya geçeceğiniz için ve bir o kadar dilencinin size sürtünmesinin verdiği rahatsızlıktan sonra kendinizi kompartmanınıza atabilirseniz biraz rahatlayacaksınız. Ama hemen sevinmeyin çünkü bazen iki kişiye aynı bilet satılabildiğinden yerinizde amcanın tekini size gülümserkende görebilirtsiniz..asıl komik olan kompartman görevlisinin pişkin sırıtması:)) Asıl insana koyan da o ya:))

Agra’ya 2 saatlik seyahat sonrası vardığınızda da asil sorunu yaşayacaksiniz. Bütün taksi şoförleri ve RiKSHAcilar (motorsiklet araba arası bir taşıma aracı) etrafınızı sarıp Taj Mahal’e götürmek için kavga bile edeceklerdir. Bu insanlar size acaip yapışacakları için fiyatlarına pazarlık edip biriyle anlaşmanız en kısa yoldan çözüm bence. Biz ne mi yaptık…Epey kaçmağa çalıştıktan sonra baktık bizi bırakmaya niyetleri yok çünkü çok SEVDİLER:)) 2 dolar karşılığında akşama kadar bir Rikşa kiralayıp birazda krallığın keyfini yada sir olmanın keyfini yaşadık o gün boyunca. Rikşamız bizi her yerde bekledi. Biz gezdik dolaştık ve döndüğümüzde şoförümüz bekliyordu bıraktığımız yerde. Kesinlikle tavsiye ederim Rikşa kiralamanızı..Hem küçük olduğu için trafikte kaçabiliyor, hem Hindistan’ın bir parçası, hem de maceralı olduğu için….

Hindistan’da dini inanç sayısı sayılamayacak kadar çoktur. Her yerde değişik bir tapınak görmeniz mümkün..Ama asıl güzel olan şey tam bir demokrasi yaşanıyor olması. Kimse kimsenin inancına karışmıyor..Tam bir din dağarcığı. Bunu seyrederken insan gıpta ediyor. Her tapınağa girip fotoğraf çekebilirsiniz diyebilirim..Ama tavsiyem genede içeri girerken sessiz olun, hafif gülümseyin, saygılı olun o ortama, eğer fotoğraf çekmek istiyorsanız insanlara danışmadan çekmeyin. Bu arada çoğu tapınağa ayakkabı çıkararak girildiğini unutmayın.

Hindistan’daki Mc Donalds’ı fazla tavsiye etmem çünkü inek eti yemek Hindu’larda yasak olduğu için hamburgerler koyun veya keçi etinden yapıldığı için hayal kırıklığına uğrayacaksınız.. Bilin de…..

Jemaa Mesjit (Yeni Delhi) ve Hadji Ali Türbesi (Bombay)

Delhi’de Jemaa Mesjit’e gitmenizi tavsiye ederim..Oldukça büyük bir cami burası. Ama bazı ilginç noktalara değinmeden geçemeyeceğim. Buraya kadar gelmişken bir de iki rekat namaz kılayım bari deyip Cuma mescite geldim.Abdest almak için yer sordum , caminin avlusundaki havuzu gösterdiler. iyi ama musluk yok dedim. maalesef bizdeki gibi bir sistem yok orada. Ülke çok sıcak ve su az bulunduğundan insanlar o havuzdaki sudan abdest alıyorlar. Hepsi aynı havuzdan. Sanıyorum Turan Dursun’da buna benzer bir manzaradan yola çıkıp KÜLLETEYN adlı kitabını yazmıştı.

Hindistan’da kültürel islam yaşanıyor. Aynı zamanda ne kadar inkar etmek istesekte Hinduizmden bazı alıntılar girmiş müslümanların hayatına. Mesela Hacı Ali türbesine gittik , denizin üzerinde inşa edilmiş bir türbe bu. İnsanlar türbeyi öpüyor, adaklar koyuyor, ellerini sürüyor türbeye…. Bunu yapanlar müslümanlar. Fakat yaptıkları bizim türbelere çaput bağlayanlardan pek farklı değil. Yani bilinçli bir islamiyet çok göremedim diyebilirim Hindistan’da.

Bahai Tapınağı (Yeni Delhi)

Bahailik kendini dünya dinlerinin birleşimi ve kardeşlik düsturuyla tanıtan bir dini inanış… Biz de Delhi’deki lotus çüçeği şeklinde inşa edilmiş bu tapınaklarına gelmişken uğrayalım deyip gittik. Tapınak bahçesi epey büyük..Bakımlı ve temiz bir ortam burası. 9 Tane kapısı var tapınağın ve kilise havası ağır basmakta. Oturmak için koltuklar ve konuşmacı için ortaya bir kürsü koyulmuş.

Biz olabildiğince kısık sesle içeriyi incelerken görevlinin biri gelip oldukça kaba bir şekilde azarlayıp konuşmasanıza demezmi? İşte o ana kadar içimde beslediğim bütün güzel düşünceleri silip aheste aheste dışarı çıktım. O kadar güzel yapılmış tapınağa yakışmayan görevlileri bu sayfadan tekrar kınıyorum.

Herşeyden önce biz yabancıyız, sonra turistiz, sonra bağırarak asla konuşacak kadar saygısız da değiliz. Ama yaklaşımları hiçte öyle olmadığı için kendi adlarına üzüldüm.. Ama genede o görevlinin sadece bir istisna olduğunu düşünüyor ve sizi Delhi’ye giderseniz bu tapınağa bir gitmenizi tavsiye ediyorum…Ama siz siz olun sakkın haa ağzınızı açmayın..:)

Ölülerin yakilmasi

Hep merak eder dururdum, ölü yakılmasının nasıl olduğunu. Sağolsun oradan bir arkadaşım ricamı kırmadı ve beni ölüleri yaktıkları alana götürdü. O alana girer girmez insanın burnunu yakan yanık et kokusunu ömür boyu unutmayacağınıza eminim.

Ölülerin yakılması Hinduizm dininden kaynaklanıyor. Ölülerin ruhunun başka bedene geçmesine yani reenkarnasyona inanan Hindular, ölen kişinin bedeninden bir an önce kurtulması için yakılmasını uygun görüyorlar. Ölü yakma iş bir törenle yapılıyor. Aynı bizdeki gibi ölü yakınları toplanıyor. Ölünün üzerine odunlar diziliyor. Odunların çabuk alev alabilmesi için yağ dökülüyor üzerine. Daha sonra ateşe veriliyor.

Ölü yakma sırasında ilgimi çeken birşey oldu. Ölünün bedeninin büyük bir kısmı yanarken kafatası en son yanan yer oluyormuş ve kafatasının kırılması gerekiyor. ve bu görev en büyük evlada veriliyor. ve o elinde büyük bir sopa ile kafatasını kırarak kolay yanabilmesini sağlıyor.

Tören bitinceye kadar kaldım orada sonra da gidip ölü yakınlarına başsağlığı dileyip ayrıldım oradan. İmkanınız olursa görmenizi tavsiye ederim böyle bir töreni.

Sinema Endüstrisi

Hindistan deyince sinemasından bahsetmeden geçmek bence büyük bir hata olacaktır.Ülkemizde bile senelerce sinemalarda ve televizyon kanallarında oynayan muhteşem AVARE filmi ile akıllarımızda izlerini taşıyan Hint sineması daha uzun yıller popülerliğini koruyacak gibi görünüyor..Neden mi? Öyleyse dinleyin… Her şeyden önce Hindistan fakir çoğunluğun oluşturduğu bir ülke olduğu için zaten halen televizyonun girmediği ev ve baraka sayısı kesinlikle milyonlarcadır. İnsanların elektriği bile zor bulduğu bazı kesimlerde televizyonun hayalini kurmak için de erken zaten. Televizyonun olmadığı yerde de doğal olarak insanlar eğlence aracı olarak bizim 20 sene önce büyüklerimizin yaptığı gibi sinemaları doldurmaktan başka bir çare bulamıyorlar. Bunun yanında sinema ücretlerinin çok cazip olduğunu da eklerseniz, sinema seyircisinin Hindistan için ne kadar büyük bir kesimi oluşturduğunu düşünebilir ve burdan da sinema endüstrisinin neden gelişmiş olduğunu hemen anlarsınız. Sokaklarda duvarlarda her an filmlerin afişleriyle karşılaşmanız mümkün, en yakın sinemada oynayan filmlerin reklamları rengarenk bir görüntü oluşturuyor sokaklarda.. Gelelim filmlerin konularına…Aslında bu konuyu derinlemesine incelemeye fazla gerek yok. Ezilmiş insanların acı dolu hayatları genellikle konuyu oluşturuyor.Bunun yanına bir de sevenlerin düşmanı KÖTÜ, rahmetli Erol Taş’a bin rahmet okutacak kadar KÖTÜ, hatta şeytanımsı kötü bir toprak sahibi ya da patron olmazsa olmazlardan… Televizyonda izlemeye doyamadığım birkaç filmdeki bu kötü ötesi adamcağızın neden işinin gücünün sadece şu garipleri ezmek olduğunu da bir türlü anlayabilmiş değilim halen…Döneli aylar oldu ama halen çözebilmiş te değilim….. Başka konu hiç yok mu peki filmlerde? Tabii ki var …Mesela dinler dağarcığı olan bu ülkede doğal olarak dinlerarası ilişkiler, sevenlerin sıkıntıları, zengin müslüman fakir hintli aşkları vs vs…..Amaç hep aynı..insanlara yaşadıkları ortamdan örnekler sunabilmek …. Hintli arkadaşlarımdan biri birgün oturup müthiş bir zevkle seyrettiği son filmi anlattı..konusu nasılmıydı? dinleyin o zaman; Fakir bir genç, fakir babasını terkedip şehire çalışmaya gider.Baba razı değildir.. Çocuk senelerce kötü insanlarla savaşır, didinir, ve sonuçta çok zengin bir insan olur…Kocaman binasından şirketini yönetirken zavallı babası aklına gelir, köyden getirtmek ister ihtiyarı …ama babası reddeder gelmeyi..ve en sonunda o gider mersedes arabasıyla…babası ona şöyle der…sen büyük adam oldun ama adam olamadın…… eh kızmayın ama maalesef onlarda bizim gibi fakir kesimle dolu olduğu için bırakında film konularımızda benzer olsun değil mi :)) Ben vakit bulup sinemaya gidemedim ama her hintli kesinlikle gitmemi tavsiye etti..Ben de sizlere bu zevki yaşamanızı tavsiye ediyorum..ama ağlamak yok ona göre….Çünkü o KÖTÜ adamın sevenlere yaptığı normalötesi işkencelere dayanabilirmisiniz bilemiyorum..Benden söylemesi…..

HINDU ARKADASIMIN DININE BAGLILIGI:
Hindistan`da insanlar dinlerine cok baglilardir. Zaten gittigim butun tapinaklarin dolulugundan bunu hemen anlayivermistim, ama insanlarla birebir konusup ogrendikten sonra bizim aslinda onlara gore hic ibadet etmedigimiz sonucuna da varmanin uzuntusunu yasadim demek zorundayim.

Hindularda herkesin cok onem verdigi Tanri digerininkinden farkli olabiliyor.Benim arkadaslardan birisi bu kendisine onemli sectigi Tanrisi icin tam 3 MILYON kere o tantinin ismini TESBIH cekerek, bitirdikten sonra bunu bagli oldugu tapinaga giderek Tanrisina sundugunu anlatti…Bir digeri de 5 milyon adet cekecegine soz verdigini soyledi. Bir diger hindu arkadas ise eger bir istegi olursa 3 ay boyunca en cok sevdigi sey olan pirinc pilavini yemeyecegini soz verdigi icin istanbul`a geldiginde buna gercekten de riayet etti ve sadece ekmek ve vejetaryen yemekle gecistirdi o aksami da.

HINDU TANRILARI:
Hindistan milleti gercekten cok ilginc gelmistir bana. Simdi nereden cikti bu diyebilirsiniz…Ornek vereyim o zaman. Dusunun ki bir hristiyan YARADANA ALLAH adini vermeyecektir, biz de JESUS demeyiz, yahudilerde boyledir, yani her dini inanc kendi icinde tanrisini sekillendirir ve ona tapar.. Ama hindularda bu bizdeki gibi degildir. Bir Jainist, Hindu tanrisina da ayni saygiyi gosterir. Bir Hindu gidip Sai Baba`ya tapinir, Mihir Baba`ya gidip etegini oper, dua eder onlara Avatar (yasayan Tanri sayilir hindularda) olarak tapinir rahatlikla.

Mesela Istanbul`a gelen Jain bir arkadasim daha is gorusmesine oturur oturmaz not kagidinin ust kosesine bir sey yazmisti . nedir bu diye sordugumda ise GANESHA yazdigini soyledi. Ganesha Hindularda Fil kafali Cocuk tiplemesi olan bir tanridir. Inanislarina gore Tanrica PARVATI, tanrica oldugu icin sadece olmasini istedigi icin bir erkek cocuk yaratir. ve cocuga kapida bekcilik yapmasini cunku banyo yapacagini soyler. O sirada kocasi Tanri SHIVA gelir kapiyi calar. Ganesha acmaz annesinin sozu uzerine. Shiva`da kapiyi kirip iceri girer ve oracikta cocugun kafasini kesiverir…Parvati banyodan cikip cocugun oracikta cansiz bedenini gorunce fenalik gecirir, sonra Shiva`ya onu kendinin yarattigini ve cok uzuldugunu soyleyince olanlardan, Shiva ona soyle bir soz verir, kapiyi acip bakacaklar ve ilk gelenin kafasini cocuga koyup yeniden canlandiracaklardir. Nitekim kapiyi actiklarinda bir Fil durmaktadir orada, bunun uzerine filin kafasini kesip Ganeshaya verirler ve Ganesha canlanir.. Ganesha resimlerde ve heykellerde hep tombul gobekli, fil kafali bir cocuk olarak resmedilir. Hindularda her baslangic her yeni bir sey GANESHA adiyla baslar. iste bu nedenden dolayi Jain arkadasta bizimle ticaret konusmaya baslarken iste Ganesha ismini yazmisti not defterine. Bizdeki BESMELE gibi birsey bu onlar icin.

27.01.2004 

Sosyal Medyada Paylaş
Share on Facebook
Facebook
Pin on Pinterest
Pinterest
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir