Peygamberler Şehri

Sanliurfa, her kosesiyle tarih kokar. Modern Turkiye`nin Klasik görünümlü şehridir Şanliurfa. Biraz Anadolu kokar, biraz Arabistan, biraz mistik, biraz hareketli…..
Turkiye’de Çok şehir görmüşümdür, fakat Şanliurfa denince içimi nedense bir sicaklık kaplar. Belki manevi havasindan olsa gerek bu şehire her gittiğimde nedense sanki kendi memleketime gitmişcesine bir sevinç kaplar içimi.
İlk 1982 yılında henüz daha ortaokula başladığımda gitmiştim Urfa’ya (O dönemde henüz ŞANLI değildi:))) Ablamların tayini buraya çikmis ve ben de esyalarla beraber kamyona bindirilmiş ve yollanmıştım bir güzel Urfa şehrimize.
Birçok kereler bu güzel şehrimize gitmek nasip oldu ve her seferinde değişik güzelliklerini tanıma imkanım oldu.
Şanlıurfa denince akla ilk gelen HALİL İBRAHİM Mağarası ve BALIKLI GÖL’dür. Halil İbrahim magarası, hikayesiyle ünlüdür. Nemrut, rüyasında gördüğü ve kahinlerin “bu yıl doğacak bir erkek çocuk seni öldürecek” kehanetiyle tüm doğan erkek çocukları öldürtmeye başlar. Hazreti İbrahim dünyaya gelince annesi onu Halil İbrahim Mağarasına saklar. Burada geyik sütüyle beslenen Hz. İbrahim daha sonra saraya alınır. Nemrut nedense öldürmez onu. Hatta yanında görevlendirir. Sevdiği kişilerden biri olan Hz. İbrahim Peygamberliğini ilan edince çıldıran Nemrud, onu öldürmekten başka bir çare bulamaz ve kaleye iki adet mancinik yaptırır. Kalenin alt bölümüne odunlar koyulur ve yakılır, Hz. İbrahim, mancinıkların arasından yay yardımı ile firlatılır ateşe, fakat İLAHİ hikmet sayesinde , bir mucize gercekleşir ve ateş suya, odunlar balığa dönüşür ve Hz. İbrahim’e hiç birsey olmaz. Daha sonra Nemrut’u öldüren Hz. İbrahim kehanetin de gerçekleşmesini sağlar.
Balıklı Göl, gerçekten ilginç bir yerdir, buradaki balıkların gövdelerinde lekeler vardır. Bu lekeler sanki yarı yanmıs bir odun parcası gibi
şekildedir. Balıklı Göl şuanda buraya gelen ziyaretçiler için bir dinlenme yeri haline gelmiştir. Yanıbaşındaki
kafeteryalarda dinlenip, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
Şanlıurfa`da minibus duraklarında ilginç bir olay gelmişti başıma, anlatmadan geçemeyeceğim… Minibüste çalışan muavin “YUBI, YUBI, YUBI” diye bağırıyordu. Acaba YUBI ne ola ki? diye kendi kendime sorarken, minibüsün önündeki tabela yardımıma yetişti. EYUBIYE yazıyordu:)) YUBI=EYUBIYE…
Eyubiye semti de ilginç bir semt çünkü Hazreti EYÜP Peygamber buradaki mağarada hastalığını geçirmistir. Vücudu tamamen yarayla kaplanan Hz. Eyüp sabrı ile , YARADANA hiç şikayet etmeden senelerce burada yasamış ve en sonunda imtihanını geçmiş ve tüm yaraları şifa bulmuştur. Halk tarafindan şifalı olduğuna inanılan bu mağaraya hastalar getirilmektedir.
Şanlıurfa’da KAPALI ÇARŞI kesinlikle kaçırılmaması gereken bir noktadır. Ben bu çarsıyı şans eseri görmüştüm, içeri girdiğimde kendimi ARAP filmlerindeki şehirlerde sandım. Fotoğraf makinenizi doldurun ve dalın içeriye. Epey karmaşık olmakla beraber bu çarsi cok hoş ve ilginç. Tütün sarma konusuna ilginiz varsa buradan KAÇAK TÜTÜN almayı unutmayın.
Eskiden ithalatın kolay olmadığı dönemlerde KAÇAK Malların sınırdan getirildiği yer olan KAPAKLI PASAJI gerçi şu günlerde eski önemini kaybetsede bir bakmakta 1982 yılında bu çarşı o kadar kalabalıktı ki anlatamam… Benim de hayatımdaki, ilk aldığım fotoğraf makinesi bu pasajdan olduğu için KAPAKLI PASAJI’nı unutmam mümkün değil.
Adını hatırlayamadığım bir otelde kalmıştım bir seyahatim sırasında. Kapaklı Pasajına gelmeden. Ortasında avlusu olan, akşam avluda bir kahve içtim. Seneler geçti halan o kahvede aklımda o avluda. Adını hatırlarsam burada kesinlikle yazacağım. Eski ve nostaljik bir havası olan bu otel bence 5 yıldızlı otellerden farklı bir havası yüzünden seçilebilir.
Şanlıurfa son yıllarda mükemmel bir kalkınmaya başladı, Şehrin ortasından geçen kanalizasyon deresi islah edilmişti son gittiğimde. Yollar güzelleşmiş, otoparklar yapılmış, şehir daha bir hoş havaya bürünmüştü. Belediye Başkanı`nı kutlamayı bir borç biliyorum.
Şanlıurfa’nın Temmuz ve Ağustos ayları tam bir cehennem sıcağıdır. Hatırlarım…bir ramazan ayında buradaydım..saat 3 gibi dilim kurumuş bir şekilde surahiyi hayal ediyordum karşımda…Zaten saat 1-4 arası sokağa çıkmak fazla tavsiye edilmez ve genelde esnafta bu saatlerde oturmakla geçirir vakti.
Urfa Kalesi 4000 senelik tarihi ile oldukça eski bir tarihi eserdir. Kalenin arka tarafına dikkat edilirse mağara evler görülür. Ünlü sanatcımız İbrahim Tatl
ıses’te bu tip bir evde doğduğundan bahsetmisti, halen yaşayanlar var. İbrahim Tatlıses dedim, bu şehirde İbrahim Tatlıses denilince bir farklı sevilir. Hatırlıyorum bir seyahatimde kaseti yeni çıkmıştı.. Tüm sokaklarda, dükkanlarda İbrahim Tatlıses çalıyordu. Bu sevginin nedeni nedir dediğimde aldığım cevap ilginçti. İbo Urfa`ya çok hizmet etti, çok fakirlere yardım etti denildi. Demek ki sevgi körü körüne değildi. Kutlarım.. Kısa bir not daha söylemeden geçemeyeceğim. Japonya`da bir Iran`lı işçi ile tanışmıştım. Türk olduğumu söyleyince İbrahim Tatlı ses demişti direk…Adam taa Japonya`da bile ünlü. Yiğidi öldür hakkını yeme.
Şanlıurfa, birçok yönden ilginizi çekecek bir şehir. Gidin ve yazdıklarıma hak verin:))
Saygılarımla,

30.07.2002

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir